Archive for Kasım 2009

DEMİRYOLU HATLARI BAKIMDA

18/11/2009

Mardin sınırları içinde bulunan Demiryolu hattının bakım onarım ve yenileme çalışmalarına başlandı.

Şenyurt bakım onarım şefi Coşkun Ceylan’dan alınan bilgiye göre 2005 ve 2006 yıllarında Mardin il sınırları içinde bulunan şenyurt-Nusaybin,Şenyurt-akdoğan hatları tamamen yenilenmiş, trenlerin saatte 20 km olan hızı, saatte 70 km hıza çıkarılmış,yapılacak  son çalışmalarından sonra trenlerin hız limitinin 120 km çıkarılacağını söyleyen Ceylan, asıl hedeflerinin halen saatte 15 km hız limiti olan şenyurt-Mardin istasyonları arasındaki demiryolu hattının da komple yenilenerek hız limitini 120 km hıza çıkarmak olduğunu söyledi.

Yaklaşık 2 ay sürmesi beklenen yol bakım onarım çalışmaları aşırı sıcaklardan dolayı sabah saat 5 ile 11 arasında yapılmakta, eve dönüştürülmüş vagonlarda yaşayan demiryolu araçlarını kullanan demiryolu personeli, Şenyurt’ta sık ve uzun süreli yaşanan elektrik kesintilerinin zaten zor olan yaşamlarını daha da zorlaştırdığını ve çalışmalarını olumsuz etkilediğini belirtiler.

Reklamlar

Pastanecilerden Örnek Davranış

18/11/2009

Pastanecilerden Örnek Davranış

Haber: Metin Aydın

Urfa caddesindeki pastanecilerden örnek davranış.

Kendi iş yerlerinin karşındaki orta kaldırıma (Refüj), imkânlarıyla, belediyenin daha öncesinde ektiği çiçeklerin arasına, evlerinden alıp getirdikleri tenekeler içindeki ağaçları ektiler.

Bu ağaçları koruma işini üzerlerine alan pastaneciler, gerek ağaçların sulanması, gerekse de korunmasında gereken çabayı gösteriyorlar.

Ağaçları evinden getiren Pastaneci Hamdullah Aydemir, “Yeşil bir çevre istiyoruz. Bu ağaçları da sırf bu yüzden ektik. Bunu yaparak yetkililere gerekli mesajları verdiğimizi düşünüyoruz. Belediye ağaçları sulama işine biraz daha önem vermelidir. Kızıltepe’mizin daha yeşil ve temiz alanlara kavuşturacağını umuyoruz.

Pastaneci Cesur Tatlıcıoğlu ise “Biz çarşı merkezindeki esnaflarız. Ve ilçemizin en canlı yeri olan çarşımızı, daha güzel ve göze hoş yapmak, bizim de sorumluluğumuzdur. Herkesten bu konuda duyarlılık bekliyoruz.” dedi.

BABALAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

18/11/2009

BABALAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN   Dünyanın bir çok ülkesinde Haziran ayının 3. Pazar günü ilan edilen Babalar günü, bugün kutlanıyor.  

BABALAR GÜNÜ NEDİR?
Washington’da yaşayan John Bruce Dodd, 1910 yılında, 6. çocuğunun doğumu sırasında hayatını kaybeden annesinin ardından, hayatını çocuklarına bakarak geçiren babası William Smart’a özel bir gün armağan etmek amacıyla bu fikri ortaya attı.

Babasının bir yandan çiftlikte çalışıp öte yandan altı çocuğa bakmasının zorluklarını fark eden Dodd, Anneler Günü kutlanırken Babalar Günü`nün olmayışını büyük bir haksızlık olarak nitelendirerek, babasının doğum günü olan 5 Haziran gününün Babalar Günü ilan edilmesi için çalışmalara başladı. Babalar günü bu çalışmalar sonrası ilk kez 19 Haziran 1910’da Washington’ın Spokane şehrinde kutlandı. Bu tarihten sonra ABD’nin diğer eyaletlerine kutlanmaya başlanan Babalar Günü resmi olarak 1924 yılından sonra Amerika Birleşik Devletleri daha sonra bir çok ülkede kutlanmaya başladı.

KARAR HUKUKİ SKANDALDIR

18/11/2009

Yargıtay, 2004 yılında Kızıltepe’de 12 yaşındaki Uğur kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz’ın polisler tarafından öldürülmesini, “meşru müdafaa” sınırları içinde saydı. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, “terörist ihbarı” üzerine yapılan baskında, baba-oğulu “yasal sınırları aşarak öldürdükleri” iddiasıyla yargılanan 4 polis hakkındaki beraat kararını onayladı.

Haber-fotoğraf:Mehmet Halit Solhan

21 kasım 2004 yılında Turgut özal mahallesinde meydana gelen olayda Baba oğul, Uğur kaymaz ve Ahmet Kaymaz (31) evlerinin dışında açılan ateş sonucu olay yerinde ölmüş, Mardin Valiliği, İki terörist ölü olarak ele geçirildi. Açıklaması yapmıştı. Uğur’a sırtından 9 kurşun, Babasına da 4 kurşun isabet etmişti.

Polisin “yanlış ihbar ve istihbarat üzerine yargısız infaz yaptığı” iddiaları kamuoyunda yaygınlaşınca, operasyonda silah kullanan polis memurlarından Mehmet Karaca, Yaşefettin Açıksöz, Seydi Ahmet Töngel ve Salih Ayaz hakkında, Mardin Ağır Ceza Mahkemesi’nde “meşru müdafaa sınırlarını aşarak faili belli olmayacak şekilde adam öldürmek” ten 12’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Dava, güvenlik gerekçesiyle Eskişehir Ağır Ceza’ya gönderildi.

Eskişehir’deki yargılamalarda ise, Sanık polis memurları, Ahmet ve Uğur Kaymaz’ ın evinde silahlar bulunduğunu, bu silahların daha önce 4 polis memurunun yaralandığı başka bir çatışmada kullanıldığını ileri sürdüler. Ve eylem hazırlığı içinde olduğu bilgisine ulaştıklarını savundular. Kaymaz ailesinin avukatları ise Adli Tıp Kurumu’nun raporunun dikkate alınmasını istediler. Adli Tıp raporunda, yaşının büyük olduğu öne sürülen Uğur için “12 yaşında, 1.60 boylarında orta yapıda bir erkek çocuğu” deniliyor ve “Sırtında 9 kurşun yarası olan bu yaştaki çocuğun ateş açmasının mümkün olmadığı” belirtiliyordu. Polisler de, “ellerinde barut izi var” iddiasını ortaya attı. Adli Tıp yine rapor verdi: “Bu durum çatışma kanıtı olmayabilir.” Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi, 14’üncü duruşmanın sonunda, sanık polislerin yasal sınırları aşmadıkları sonucuna vardı ve beraat kararı verdi. Temyiz üzerine dosya, Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi yaptığı inceleme sonunda, sanık polislerin beraat kararını onayladı.

Yargıtay’ın kararında, “Sanık polis memurlarının eyleminin meşru müdafaa sınırları içinde kaldığı, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bu nedenle yerel mahkemenin verdiği beraat kararının yasaya uygun olduğu” belirtildi.

Yargıtay 1. ceza dairesinin kararı sonrasında Kaymaz ailesi yaşanan olayın hukuk skandalı olduğunu belirtip AİHM e gideceklerini açıkladılar.

Mahkemenin beraat kararının temyiz edilmesi üzerine görüşlerini açıklayan Uğur kaymaz’ın annesi Makbule Kaymaz, “Eşim ve çocuğum suçsuz yere öldürürdüler ve onları öldürenler hapse girmediler, ceza yemediler, bu nasıl adalettir,” derken Uğur Kaymaz’ın amcası Reşat Kaymaz da,” Biz Yargılamanın Türkiye’deki hukuki sureç içinde çözülmesini bekledik, ancak bu karar ile beraber bir hukuk skandalı yaşanmıştır, avukatlarımızın sunduğu tüm delilleri hiçe sayıp, böyle bir karar alındı, bu ikinci bir infaz kararıdır, davayı Avrupa insan Hakları Mahkemesine taşıyıp, hakkımızı orada arıyacağız.” Dedi.

Ferhan Türk’ten Okullara Ziyaret

18/11/2009

Kızıltepe Belediye Başkanı Ferhan Türk ile Eğitim-Sen Kızıltepe Temsilciğinden bir grup sendikacı, Kızıltepe Cumhuriyet İ.Ö.Okulunu ziyaret etti. Ziyaretin Hem okulun çevresiyle ilgili belediyenin yapabileceği çalışmalar, hem de Kızıltepe’nin öncelikli sorunları konusunda, öğretmen camiasından fikir almak amacıyla gerçekleştiği belirtildi.

Okul öğretmenleri, Belediye Başkanı Ferhan Türk’ün de içinde bulunduğu heyete, başta eğitimle ilgili olmak üzere, şu alt başlıklar halinde sorunları dile getirdiler:

a-Zergan Çayı’nın ıslah edilmeli!   

b-Okul çevresindeki yolların düzenlenmesi ve Mardin caddesinde bir okul geçidinin yapılması şart.

c-İlçenin bir imar planı yapılmalı.

d-Kaldırımların ve yolların düzenlenmesi, özellikle, kaldırımların tek düzende yapılması lazım.

e-Kızıltepe de bir Kültür Merkezi yapılmalıdır.

f-Sokaklardaki başıboş hayvanlar, özellikle, kedi ve köpekler için bir “acil düzenlemenin” yapılması gerekli.

g-Kızıltepe’deki özürlü vatandaşlar için iyileştirici çalışmalar yapılmalı.

h-Tabla ve at arabalarının trafikte yarattıkları sorunların halledilmeli.

Eğitim-Sen Kızıltepe Şube Temsilcisi Aslan Öner, “Sayın Ferhan Türk, okulların tatile girdiği bu günlerde, belediye olarak okullarımızın sorunlarıyla ilgili belediyenin yapabilecekleri şeyleri dinlemek ve ilçemiz sorunlarının çözümü için öğretmenlerimizin görüş ve önerilerini almak maksadıyla sendikamıza çağrıları oldu. Bu ziyaret bu talebin sonucunda, verimli bir şekilde gerçekleşti.” dedi. Gerek Ferhan Türk gerekse Eğitim-Sen temsilcileri, Kızıltepe’nin bütün sorunları hakkında İlçe sivil toplum örgütleri ile sürekli irtibat halinde olduklarını ve halkın sağlığı yönünde büyük bir rahatsızlığa sebebiyet veren Zergan deresinin ıslahı için de, DSİ (Devlet Su İşleri) ile bilgi alışverişi içinde olduklarını dile getirdiler.

4. Uluslararası SineMardin Film Festivali başlıyor

18/11/2009

20 – 26 Haziran tarihlerinde yapılacak, ana teması senaryo olan Türkiye’nin ilk ve tek film festivali SineMardin, bu yıl Suriye Sinemasını konuk ediyor.

4. Uluslararası SineMardin Film Festivali, dört yıl önce sinemasız kentin film festivali olarak başladığı yolculuğuna bu yıl ilk defa uluslararası bir deneyimle devam ediyor.

Türkiye’deki ilk ve tek senaryo odaklı film festivali olan SineMardin, vizyon ve vizyon öncesi film gösterimlerinin yanı sıra sınırın ötesinden tanıdık ama bilinmeyen bir coğrafyayı konuk ediyor.

Mardin Sinema Derneği ile New York Merkezli bir sanat kurumu olan ArteEast ve Sam Drama Yüksek Okulu işbirliğiyle gerçekleştirilecek olan “Arap Sinemasına Bakış” temalı bölümde çağdaş Suriye sinemasından seçkiler Mardinli sinemaseverlerle buluşacak.

Programa, yönetmen ve yapımcı Ossama Muhammad, Noma Orman, Orwa Nyrabia, Anmar Hijazi ve Suriyeli genç sinema öğrencilerinin yanı sıra senarist ve yazar Khaled Khalifa katılacak.

SineSen ve Senaryo Yazarları Dernegi (SENDER) tarafından gerçekleştirilecek konferanslarda her iki ülkede ortak senaryo üretimi üzerine taktik ve stratejiler tartışılacak.

Başkasının Acısını Anlamak” adıyla gerçekleştirilecek konferansta ise küreselleşme sürecinde toplum odaklı senaryo üretimi sinema sosyolojisi üzerinden tartışılacak.

Konferansa Tül Süalp, Nedim Süalp, Celal Çimen, Necla Algan, Yıldırım Türker, Burçe Çelik ve Hüseyin Kuzu katılacaklar.

Festival ve etkinlik programı hakkında daha fazla bilgi için, www.sinemardin.com.tr  sitesini ziyaret edebilirsiniz..

 

Kızıltepe Ajansı

ROJİN VE MARDİN KOROSU FİNALDE

18/11/2009

Korolar Çarpışıyor, adlı yarışmada Mardin adına yarışan sanatçı Rojin ve Korosu Finallere kaldı.

Finallerin 6. haftasında son üçe kalan Malatya ve Trabzon korolarıyla yarışan Rojin ve Mardin korosu, şimdiye kadar yarışmadaki en yüksek yüzdeyle birinci olarak finale çıktı.

Kazanan ile okul yapılması amaçlanan yarışmada gönderilen sms lerin % 54’ünü alan Rojin ve Mardin korosu, yarışmada Hejayı ve Saza niye gelmedin şarkılarını seslendirdiler.

Geçen beş haftada ilk hafta 1.sonraki 3 haftada 2 olan Mardin Korosu geçen hafta yarışmayı 3. olarak tamamlamıştı.

Bu haftaya sıkı bir çalışmayla hazırlanan Rojin ve Mardin Korosu başarılı bir performans gösterdiği bu haftaki yarışmada birinci olurken ikinciliği Kutsi ve Malatya korosu alırken, Öykü ve Berk ile Trabzon Korosu elenerek final şansını  kaybetti.

Hafta’ya Mardin ve Malatya Koroları Okulu illerine yaptırmak için Finalde çarpışacaklar.

Mardin Korosunu desteklemek isteyenler hafta boyunca ve yarışma bitimine kadar Rojin yazıp 2950 mesaj gönderebilirler

KATLİAMIN ARDINDAN BİLGE KÖY

18/11/2009

Anneler Günü Bilge köyünde belki daha önce hiç kutlanmamıştı. Bundan sonra da kutlamak isteseler de, çiçek götürecekleri, ellerini öpecekleri ve “İyi ki varsın,” diyecekleri anneleri yok

 

MÜJGAN HALİS &M.HALİT SOLHAN

 Aralarından 43’ü hem annesini hem babasını, 14’ü annesini, 4’ü de babasını yitirdi. Ve onlar şimdi annesizliğin babasızlığın acısını psikolog denetiminde atlatmaya çalışıyor. Anneler Günü vesilesiyle Bilge köyündeyiz.

Oralarda Anneler Günü’nü kutlamak gibi bir geleneğin olmadığını biliyoruz ama yine de annesizliğin acısını yaşayan çocukların acılarına tanıklık etmek istiyoruz. Köyde ilk karşılaştığımız çocuklar amcasını ve yengesini kaybeden Abdullah (10), Baran (7) ile Vesile (8). Katliamın yaşandığı gece kendi evlerinde oldukları için şimdi yaşıyorlar. Yanlarında Diyarbakır’dan gelen ve Çelebi ailesinin yeğenleri olan Vesile (7), Devran’la köyün girişindeki mera alanından topladıkları papatyalarla anneler gününü kutlamak için mezarlıktalar. Yaşananların trajikliğinin farkında değiller çocukça. Onlar için her şey oyun. O yüzden o geceye dair rahatça konuşuyorlar. Ama en çocukça cümleyi Baran kuruyor: “Hepsini gördüm, duvara yaslanmışlardı, sanki yatıyor gibiydiler. Yengemin karnında bebek vardı, o da öldü.” Kurdukları cümlelerin rahatlığına şaşırmıyoruz. Ne de olsa korucu babalarının kaleşnikoflarını oyuncak niyetine kurcalayan, dağlardan yükselen çatışma sesleriyle büyüyen ve şiddeti bütün doğallığıyla içselleştiren çocuklar. Abdullah’ı, Baran’ı, iki Vesile’yi ve Devran’ı çocuk gülüşleriyle mezarlığa uğurluyoruz ve köyün diğer çocuklarıyla ilgilenen iki psikologa Meltem Kılıç ve Nedret Üsten’e kulak veriyoruz.

Mardin Valiliği’nin medyada çıkan haberler nedeniyle köye girişi yasaklaması nedeniyle, psikologların medyanın gözü kulağı durumda. Türk Kızılayı ve Psikologlar Derneği’nin görevlendirdiği 30 psikologun arasında yer alan Kılıç ve Üsten, çocukların ilk gün çizdikleri karanlık resimlerin yerini, daha renkli resimlerin aldığını söylüyor: “Gelecek, umut, aile gibi kavramlara dair içinde vahşetin olmadığı, daha sakin, olağan resimler çiziyolar.” Doğuda anneler günü gibi özel günlerin, batıdaki gibi kutlanmadığını hatta bilinmediğini söylüyorlar ve bu yüzden de çocuklara annesizliği bir daha yaşatmamak için özel bir kutlamaya gerek görmemişler. Terapilerde katliamı unutturmak gibi bir çabalarının olmadığını, tam tersine bu gerçekle hayatın nasıl devam edeceğine dair bir program izlediklerini belirtiyorlar. Zaten çocuklar da o günü o kadar doğal anlatıyorlar ki: “Zaten annelerine, dayılarına, yengelerine biliyorlar. Bütün hikayeleri biz herhangi bir şey sormadan çok büyük bir rahatlıkla anlatıyorlar. Yaşlarına göre inanılmaz derecede olgunlar ve bunun yanında yaşıyorlar, bunu unutma gibi bir durum yok.” diyen uzman Psikologlar rehabilitasyon çalışmasının sadece çocuklara uygulanmadığını aynı zamanda büyüklere de psikolojik destek verildiğini açıkladılar.

 

Bilge köyünde yaşanan olayların üzerinden nerdeyse bir hafta geçmesine rağmen köye taziye ziyaretlerinin ardı arkası kesilmiyor.

Pazar günü olması nedeniyle bugün köye taziye ziyeretine gelenlerde artış olduğu gözlenirken, araçlar gruplar halinde köye giriş çıkışlar yapıyor, köydeki olağan üstü güvenlik önlemleri hala devam etmekte.

Sabah saatlerinden sonra Anneler günü sorularına muhatap kalıp acılarının yenilenmemesi amacıyla psikologların isteği doğrultusunda Mardin valiliğinin talimatıyla basın mensupları köye alınmazken, Olayı ilk günden tüm yönleriyle kamuoyuna duyurmaya çalışan ve önemli konu ve konuklarla bilge köyünden canlı yayınlar yapan Basın mensupları da adete köyün girişinde kamp kurmuş vaziyetteler.canlı yayın araçları ve köye yönelmiş kameraları ile adete nöbet vaziyetindeler.

Katliam akşamında hayatını kaybedenlerin yakınları aralıklarla mezarlıklara gelip dualar okurken, bazı kadınların ağıtları gökyüzüne yükselmeğe devam ediyor.

Bu arada olayla ilgili olarak gözaltına alındıktan sonra mahkeme tarafından tutuklanma kararı verilen 12 kişi, can güvenliği gerekçesiyle yoğun güvenlik önlemleri tedbirleri arasında Gaziantep cezaevine nakledildiği açıklandı.