Archive for the ‘KÜRT SORUNU VE KORUCULUK’ Category

KÜRT SORUNU VE KORUCULUK

29/08/2009

VEKİLLER KOLTUKLARINI YİNE BOŞ BIRAKTI

“ ÖNYARGILAR GİREMEZ” afişlerinin yer aldığı, TBMM / FORUM Ortak çalışma grupları organizasyonunda yapılan ve milletvekillerini Sivil Toplum Kuruluşları ile buluşturmayı amaçlayan Mardin Forum OÇG toplantılarının 7.si Mardin Ticaret Odası toplantı salonun da yapıldı.

ocegeKürt Sorunu nasıl çözümlenebilir- Mardin Katliamı ve Koruculuk Sisteminin Sorgulanması konulu 2 gündem maddesiyle ve 25 Katılımcı ile yapılan 7. toplantıya da, il vekilleri katılmayıp koltuklarını boş bırakırken, DTP Mardin milletvekili ve DTP eş başkanı Ahmet Türk mazeret mesajı gönderdi.

Mardin forum OÇG girişimcisi Ayşe ELVEREN MULLA ESMAIL’ın açış konuşmasının ardından, toplantı Modaratör Muhittin BOZAN, ın sunuş konuşmasıyla başladı, Bozan ”Kürt Sorunu Ülkemizin birinci sorunu olarak gündemdeki yerini korumaktadır.Hepimizin bildiği gibi son 30 yıl içerisinde ilk önce Kürt var mı yok mu diye başladı.Sonra tartışma Kürt dili var mı yok mu diye devam etti.Sonra bu sorun bir terör sorunudur.Kürt sorunu değildi diye devam etti.Bütün bu tartışmalar içerisinde Kürtler varlıklarını ispat etmek için çeşitli alanlarda mücadele verdi.Bu mücadele kimilerinin deyimiyle düşük yoğunluklu bir savaşa kadar vardı.Ve maalesef demokratik kanaların hepsi kapatıldığı için demokrasi içinde çözülecek bir sorun iken 40-50-bin insanımızın canına mal oldu.İşsizlik , yoksulluk için kullanılacak kaynaklarımız haps edildi.Dağ ve taşlara top ,tüfek ve kurşun olarak gitti.Bu sorun çözülmeden Türkiye’de hiçbir sorunun çözülmeyeceği artık herkes tarafından kabul edildi.

Evet Demokrasi derken de görev ülkedeki demokratik sivil kuruluşlara iş düşmektedir.Aslında yapılan tartışmalardan da anlaşılacağı gibi hiç kimsenin bu sorunun çözümü konusunda sihirli değnek yok.Aslında hiç kimsenin elinde bu konuda net bir projede yok.Demokratik ülkelere baktığımızda bu tip ağır sorunların çözümünde sivil toplum çok büyük rol oynamaktadır.Ama maalesef bizim ülkemizde sivil toplum örgütlerinin bu konuda çok zayıf kaldığını görmekteyiz.Evet sorunun sivil toplum örgütlerince birinci sorun olarak ele alınması,tartışılması ve bu platformlarda çıkan görüşler doğrultusunda bu can yakıcı sorunun çözümünde katkı sunulması gerektiğine inanıyoruz ve bu amaçla bu gün burada bu toplantıyı yapıyoruz.”

Açış konuşmasından sonra söz alan katılımcılar ise şu görüşlere yer verdi.

A.Vahap Omuzlar, ”Ben Arabım .Ancak Kürt tarihine ilgi duyan bir insanım .Birlikte yaşadığım Kürtlerin kim olduğunu ne olduğunu araştırmasam onların nasıl ezildiğini anlayamam .Ne olduklarını bulmak zorundayım.Başka ulus ve dil zenginliğinden bahsediyorsak çözümlerini araştırmak lazım.Mezopotamya öyle bir yer ki 7000 bin yıl öncesine dayanan geçmişi vardır.”

Hasan Sertkaya, “Mardin de Kürtler,Araplar ,Türkler ve Süryaniler vardır.Hepsi bir arada kardeşçe yaşıyorlar.Bir yandan ezan sesi bir yandan çan sesi çok güzel karşılıklı hoşgörü içinde yaşanmaktadır.Kürt sorununda da farklılıklara tahammül ederek Mardin örneğindeki gibi bu ülkede sorun çözülebilir.”

1 Eylül’de bütün Güneydoğu da Miting yapılarak Barış istediğimizi Haykırmak lazım.

Şerife Alp, “Kültürel bazı adımların atılması yeterli değil.Kürt sorunu sadece kültürel sorun değil.Ekonomik sorundur,Hukuk sorunudur.Bir insan hakları sorunudur.

Kürtler tarih boyunca asla bencil bir talepleri olmamıştır.Her zaman farklı halklarla kardeşçe yaşamayı başarmış mücadele etmişlerdir.Hakların dağılımı yapılınca hep Kürtler mağdur edilmişlerdir. Kürt sorunu kabul ediliyorsa ,sorunun muhatabı Kürtlerle çözsünler.”

Doğan Angay, “Gelinen aşamayı değerlendirmek için siyasal, sosyal yapısı fiili ortaya koymak lazım.Bölgede fiili savaş yaşandı.Koruculuk sistemi, hizbullah, Jitem ve Faili meçhul’ler vb. Temelde savaş çok tırmandırıldı ve bütün politikalar denendi ve Devletin bütün olanakları kullanıldı. Türkiye’de yapılan açılımlar şunu net olarak ortaya koyuyor, red politikası iflas etmiştir. Kürt realitesi vardır ve akabinde büyük şiddet ve yok etmeden dolayı insanlarımız deneyimli olduklarından temkinli yaklaşıyorlar. 29 Mart’ta Türkiye’de yapılan seçimden bir irade çıktı ve buna saygı duymak zorundadırlar. Türkiye’de bir sivil toplum olduğu halde KESK üzerinde yapılan baskılar ve 30-35 kişinin gözaltına alınması. Yinede bu sürecin beslenmesi lazım.Bunu sadece DTP mi besleyecek AKP nin CHP nin ve basının .çok önemli faktörleri var. Bir kısım STK’ lar sisteme entegre olmuşlar.sadece DİSK ,TUMOP vb. yeterli değil. Türkiye’nin acil bir sivil anayasaya ihtiyacı vardır.Bilimsel eğitimi savunuyorsak anadilde eğitim hakkının da tanınması lazım.

Abdullah Yılmaz, “Kürt Sorununun siyasi diyalogla çözülmesini istiyoruz.Yapılan operasyonların derhal durdurulmasını istiyoruz.”

Songül Enüstekin, “Öncelikle biz Kürt sorunu dediğimizde çözüm için siyaset akla geliyor.Çünkü sorun dediğimizde sorunların diyalogla ve siyasetle çözümlenmesi gerek deniyor ama gördüğünüz gibi hem bir yandan Kürt sorunun çözeceğiz diyen Abdullah Gül öbür yandan da ordu komutanı İlker Başbuğ bir Kürt kalana kadar arayıp bulup öldüreceğim diyor. PKK Mart tan beri ateşkes yapmasına rağmen hala Başbuğ bunları diyorsa böyle çözüm olamaz. Bir tek çözüm yolu var oda Sayın Abdullah Öcalan’ dır . ikincisi TBMM’de Kürt Halkının iradesi ile seçilmiş ve Kürtlerin irade olarak kabul ettiği DTP Milletvekilleridir.”

Evin Bilge, “Hükümet daha cesur adımlar atması lazım.Kültürel farklılıklara saygı duyması lazım.AKP göstermelik adımlar atmış.TRT6 gibi .Korsan yayın yapılıyor.Anayasal hukuka dayalı hiçbir şeyi yoktur.Kürtçe de Resmi dil olması lazım.”

Hacı Özmez, “Çok önemli bir dönemeçteyiz.Daha önce red edilen bir sorun kabul edildi. Bunun varlığının kabul edilmesi önemli bir gelişme.Kürtler bu konuda büyük bedeller ödedi. İlk Anayasada bu devlet Kürtler ve Türklerin ortak devletidir denildi ve sonra bu inkar edildi.1980 de esen rüzgarda beraberinde sosyalistlerle hareket ederek kendilerini ifade etmeye çalıştı. sonra 1982 Anayasası ile birlikte Kürtler çok büyük zulume uğradılar. Günümüzde artık sorunun varlığı tartışılmıyor, çözüm tartışılıyor.Türkiye deki herkesin Kürt sorununu çözeceğiz in temeline indiğimizde pek samimi bulmuyoruz. Demokratik özerkliği benimsiyorum. Çağımız ulus –devlet çağı değil, ulusların halklaşması gerekiyor, Af deniyor neyin Af’ı.Türkiye bunu iyi anlaması lazım.Kürt halkı kabul edilmediği halde kendileri bir suç işlemiş gibi gösteriliyor. Kendi hakları kendi kültürlerini savunmak için mücadele eden insanların onure etmek lazım. Burada bir suçlu yaratılmak isteniyor,burada suçlu yok ki?  Kürt sorunu ortaya çıktığı zaman Hizbullahcılıkta çıktı.Koruculuğun temel noktasının çıkışı köylüyü köylüye kırdırtmaktır.O kadar sıcak savaşta o kadar büyük rantlar oynandı ve bunlardan beslenen leş kargaları oluştu. Koruculuğun ortaya çıkması ile insanlar arasında tedirginlik yaratılmak isteniyor.Sistem Hizbullahın tehlikeli olduğunu anlayınca kaldırdı.Ancak koruculuk Kürtlere karşı kullanılan sistem olduğundan hala kaldırılmamıştır. Olayın alt yapısı önceden hazırlanmış gibi geliyor bana 7-8 korucunun yapabileceği bir şey değil. Koruculuk sistemi kaldırılması gerekmektedir.Kaldırıldıktan sonra ciddi bir rehabilitasyon yapılması lazım.”

Nizam Kaplan, “Kürdistan sorunu 1840’lardan başlayarak bugüne geldi.Devletin savaş yolu ile soykırım yolu ile yapılan bütün politikalar iflas etmiştir. STK’ ların sistemli çalışması lazım.Kürtler düşünsel anlamda birlik olması lazım, Kürt sorunu Muhatabı olan Kürtlerle çözümlenmelidir.Kürtler muhatap alınmalıdır. Tayyip Bey Almanya’da Asimilasyon bir insanlık suçudur,soykırımdır diyor.Ancak Türkiye’de yaşandığında neden insanlık suçu  değildir? Demokratik konfederalizm ile sorun çözülür, İç sorunlarının sıklıkla çözmeye kalkan tüm ülkeler(Peru) halkları birbirine kırdırtmaktadır. Koruculuk yapan kesim devletin yanında olup nüfuz yaratmak istemektedirler. Bölgede bu sistem özellikle şeyhleri ve ağaları Meclise taşıdı. Bölgede hangi koruculuğa bakıyorsanız temelinde ağalık vardır. Kürt sorunu çözülürse koruculuğa ihtiyaç duyulmayacaktır.Zangır köyü katliamında,köyün esas sahipleri bu korucular değillerdir. Şimdiki korucular göç ettirilen esas köylünün toprağına el koydu ve kendi aralarında rant paylaşımı kavgası başladı. ekonomik rant,siyasal rant,alabalık rantı, petrol rantı yani trilyonların döndüğü bir rant … Katliamı, koruculuk sistemi yarattı. Muhtar ve diğer şahıs kaçıp sağ kalmasalardı,tanık bırakmadan katliamı yapabilselerdi olay PKK ye yığılacaktı.Koruculuk siyasetin bir parçasıdır.”

Ahmet Damar, “Sayın. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Arkadaşlar bu büyük bir fırsattır. Bunu kaçırmayalım derken,STK’ lara mesaj gönderiyor ve buna sahiplenin demek istiyor.Ama maalesef  DİSK, TUMOP VE KESK dışında kimse sahiplenmiyor. Bizi mecliste temsil eden DTP ile oturup konuşulmalı.Aslında devlet çözüm düşünüyor ancak derin devletten Ergenekonculardan ve milliyetçilerden çekiniyor. Sadece yazarlar, medya yeterli değil. İmza kampanyaları yapılmalı, Milyonların katıldığı mitingler düzenlenerek BARIŞ istenmelidir. Bu iş  asla silahla çözülmez.PKK silah bırakıyorsa,devlette operasyonlarına ara vermesi lazım.”

Ceyhan Erdolu, “Bu bölgede yaşayan ,insan haklarını sevenler büyük bir yükün altındadırlar. Halkın çektiği ızdırablar gündeme taşınmıyor. Burada üstümüzdeki büyük ağırlık bizi eziyor. Bu memleketin insanlarının ezilmesini istemiyorum. İnsanlar birbirlerine ön yargısız yaklaşmalı, bu birlikteliğin sıcaklığını STK’lar kendi tabanlarından başlayarak herkese aşılamalıdırlar. Kürt aydınlar uyanık olmalıdırlar. Kürtler kendi aralarında çağdaşlaşmak için devrim yaratmaktadırlar. İnsan haklarının ihlal edilmediği bir bölgede yaşamak istiyorum. Feodal yapının mutlaka sona erdirilmeli, Kadın ve çocuk haklarının ihlal edilmediği bir toplum istiyorum. Bilge Köyü Katliamı 44 kişi olması basında çok ses getirmiştir. Tabi ki bu bir vahşettir.Ancak Kızıltepe ilçesinde 12 kurşun ile öldürülen çocuğun ölümü de bir vahşetti ama önemsenmedi. Vahşetin her şeklini kınayarak çok ses çıkartmamız lazım. Bizim için tüm canlıların değeri olmalı. Tabi ki Adaletin olmadığı yerlerde insanlar kendi hukuklarını yaratırlar.Korucular toprak işgal edip hak gasp ediyorlarsa onlara bu güçü sistem sağlamaktadır.”

Abdullah Yılmaz, “Mardin Mazıdağı ilçesinde (Zangırt-Bilge Köyünde )yapılan katliamın faillerinin aydınlatılmasını istiyoruz. Bundan en çok zarar gören kadın ve çocuklarımız olmuştur. Koruculuk sisteminin derhal kaldırılmasını istiyoruz. Bölge Halkına Mardin katliamında ne kadar zarar gördükleri gösterildi.

Özcan Evrensel, “Sömürge olan egemen sınıftan, sorunu çözmeye çalışıyorsunuz.Sömürgeciden sömürgenin sorununu çözemez. Burada katliam söz konusu.Kimi derin devlet dedi kimi töre dedi vs. vs. Sonuçta bakıldığında evrensel,dinsel ve birçok iktidarlar söz konusu. Sistem istediği için sen koruculuğu tartışabiliyorsun. İktidarın yarattığı bilinç sömürüsünü tartışabilmesi lazım.”

İbrahim Ülker, “Kürtler gerçekten verdikleri mücadele sonucu kendilerini dünyaya, orta doğuya bedeller vererek kabul ettirdi. Bundan sonra bedeller her iki taraftan da verilmemelidir. Tüm Savaşlar Barışlarla sonuçlanmıştır.”

Özlem Mungan, “Kürt sorununun Kürt sorunu olduğu algılaması, algı yanılmasıdır.Bu topraklarda yaşayan tüm halkların sorunu olarak görmek lazım. İnsan hakları ve Demokratikleşmeye önem veren tüm kurumların olayı sahiplenmesi lazım.

Doğan Angay, “Bilge Köyü Katliamı olduğu günün sabahından beri KESK bileşenleri ile birlikte hep köydeydik. İnsanın normal bünyesini,duyusunu zorlayan bir katliamdı. Temel temennimiz nedeni ne olursa olsun koruculuk sistemine Milat olmasıydı.Bu sistemi şiddet ile iç içe yaşıyorlar.(ör.Karakol nöbetleri,operasyonlara çıkma vb.) Yaşadıklarından dolayı davranışları değişiyor insanların. Bilge Köyü Katliamının sosyolojik,ekonomik nedenlerini ortaya çıkarmak istedik ve kamu oyu ile paylaştık ki sistem sorgulansın. (Bir ay boyu her cumartesi günü Mardin Demokrasi Platformu olarak Siyah baskılı(Barış hemen şimdi,Koruculuk sistemi kaldırılsın) tişört giyip basın açıklaması yapıldı ) Basın olayı hep töre olarak lanse etmeye çalıştı. Biz Katliamın yaşandığı köyden ulusal basına demeç vermemize rağmen yayınlanmadı.Mardin’de yapılan Siyaset Meydanı programına Muhalifler Müdahil edilmedik. Koruculuk OHAL ile birlikte başladı,OHAL kaldırıldıysa koruculuk sisteminin de kaldırılmalıydı.Yasal anlamda görev ve sorumlulukları yok. Kürt sorunu çözümünde önemli bir şiddet kültürü oluşturuldu.Korucuların yaptığı tim şiddetlerde çok az cezai müeyyide aldıklarından ,şiddeti daha rahat uygulamaya başladılar. Sistem-Koruculuk arasındaki kirli başların ilişkisinin çıkarılması lazım. Koruculuk sistemi çıkarıldığı günden beri , kaldırılması konusunda tepkiler hep vardı.”

Konuşmaların ardından, Toplantıların Genel ve Anayasa Gündemlerinin OÇG tarafından belirlenmesi önerisinin ardından OÇG 8. Toplantısının Nusaybin ilçesinde (Nusaybin Belediyesi desteği ile ) 03 Ekim 2009 saat. 14.00-17.00 yapılması kararlaştırıldı.

Ortak Çalışma Grubu toplantısına katılanlar:

Eğitim-Sen (Doğan ANGAY), Derik Belediyesi (Evin BİLGE), Kızıltepe Belediyesi(Fesih ÖZEL), Zahireciler Derneği(M.Şerif ÖTER), İsmail Elik (Serbest Avukat), Kızıltepe Belediyesi(Şerife ALP), Veteriner HekimleriOdası(Hacı ÖZMEZ), Eczacılar Odası(Muhyettin BOZAN), Eğitim-Sen (Özcan EVRENSEL), Çev.Eko.Yab.Yaş.Des.Derneği(Nusret ÇAKAR), Çev.Eko.Yab.Yaş.Des.Derneği (M.Derviş DÜZGÖREN), Mazıdağı Belediyesi(Nizam Kapan), Çatom (Leyla GÜN), Em.San(A.Vahap OMUZLAR), Eğitim Gönüllüsü Vakfı(Ceyhan ERDOLU), ESM(İbrahim ÜLKER),DTP Nusaybin Kadın Kolları(Songül ENÜSTEKİN), Nusaybin Belediyesi(Hülya KÖK), Nusaybin Bld.Başkan Vekili(Abdullah YILMAZ), Nusaybin Belediyesi (Sabğatullah ALPER ),Tüm Bel-Sen (Hasan SERTKAYA),Mardin Sakatlar Derneği(Hasan ANUK),Kızıltepe YG21(Ahmet DAMAR), Mardin Belediyesi DTP Meclis Üyesi(Özlem MUNGAN), Mardin Eczacılar Odası(Selma ADEMHAN)