Archive for the ‘“Sen neyden bahsediyorsun be adam?”’ Category

“Sen neyden bahsediyorsun be adam?”

08/01/2009

“Boynumuza bini bir para yaftalar asıp, önümüze setler koymanız daha nereye kadar. F. Nietzsche’nin, “beni öldürmeyen her şey güçlendirir” sözü de anlayana… Her ne kadar bir “kırkayağın” ayakları kadar olan ilgi, bizi mutlu kılsa da, nihayetinde popüler kültürün cirit attığı bir sahada, “tınmadığımızı” göremeyecek kadar kör değiliz. Çabamızı geçici bir heves, bir anlık ego tatmini olarak gören dostlarımıza(!), olsa olsa, bizi görmek istediğiniz gibi gördünüz deriz.
YANILIYORSUNUZ!
Durup biraz daha düşünemez miydiniz?
Bunu yapacak olan “sizlersiniz”. Hangi sizden mi bahsediyorum? Siz dediğimde hangi “Siz” diyen “Sen“den” bahsediyorum. “Sen mi kimsin?’’
SENİ TANIYORUM!
Ruhumu okşayan o tatlı sözlerine ilk başlarda imrenmedim desem yalan olur. Gün geldi -geç olmadı- iğrendim senden! Artık, piyasanın bir numaralı madrabazıydın. Nabza göre bol kepçeden şerbet dağıtıyordun. Haklıydın, köprünün altından çok sular geçmişti. Ama yanıldın. Çünkü “Sen” yanlış ata oynadın!
Dereyi geçerken de at değiştirilemeyeceğini bilmeliydin! Bilemedin: MAT!
***
Kurbağalar, içinde yaşadıkları kuyunun ağzı kadar algılarmış gökyüzünü. Ey Sen! Bu kör kuyuda birlikte yaşadığımız yabancılaşma “Seni” bağladığı kadar “Beni-Bizi” de bağlar. Senden şimdilik tek ricam; artık beni/bizi, arka bacaklarım(ız)dan çekiştirmeyi bırakman: Anladın mı şimdi “Seni” neden “Ben” bildiğimi. Anladığını hiç sanmam. Anlasaydın, Unutmazdın!”

***

images3Bu her halinden KIZGINLIK muhteva eden dilin-metnin üstünden bir on yıl kadar geçti.

 

O günleri yeniden düşündüğümde, gözlerimin önünden silik bir insan silueti geçiyor:

Bir adam.

Tam karşımda.

Ve elinde şu yukarıdaki yazımın buruş buruş olduğu Perspektif Dergisi.(bugün artık haftalık okuru 50 bine yaklaşan, internet üzeri yayın yapan Yeniperspektif’in kâğıt hali.)

Artık tip tip bakıyordu bana.

Yanıma yaklaştı.

Sorgusuz sualsiz, “Sen benden mi bahsediyorsun?” dedi.

Bende, “sizin o yazıdan ne anladığınıza bağlı” deyiverdim.

Evet, ne anladıysanız o!..

Bir insan neden böyle bir soru sorar peki?

İşte bu soru kocaman bir soru işareti olarak kafamın içinde tepiniyor hala.

Ve hep aynı soruyla bir şekilde karşılaşıp, neden aynı cevabi nakaratı tekrarlamak sorunda kalırsınız?

Pek hoş olmasa gerek bu bayatlayan sığ diyalog.

Ancak nedense bu “terslik” hep böyle sürmede.

Ne demeli, iyisi mi bu arkadaşlara bir iyilik daha yapmalı.

De haydi varsın buyursun bu bayatlamış soruların müdavimleri!..

İşte size bir sote bir vuruş için bir altın fırsat daha:

Hadi “sen neyden bahsediyorsun be adam?” deyin gene.

El cevap:

Size ne gözüm, size ne!

biblohayat@hotmail.com