Archive for the ‘Katliamın tanıklarıyla konuştuk’ Category

Katliamın tanıklarıyla konuştuk

24/05/2009

15Sevgi ile Habip’i baş göz etmek için bir araya gelmişlerdi. İki genç nişanlanacak ve imam nikahları kıyılacaktı, düğüne kadar da heyecanla Diyarbakır’da aynı çatı altında yaşamayı bekleyeceklerdi. Ama olmadı. Nikah namazını kıymak için ibadete durduklarında, üzerlerine sıkılan kurşunlarla öldü iki genç aşık ve onlarla beraber köyden 42 kişi.

Mazıdağ’ın en güzel köylerinden biri bundan böyle tüyleri ürperten bir katliamla anılacak. Bilge köyünde son rakamlara göre 44 kişi, bir nişan törenine yapılan saldırıda yaşamını yitirdi. Yıllar önce koruculuğu kabul eden ve bütün köylülerin korucu olduğu köyde yaşanan katliam için Bilge’deydik. Mardin Devlet Hastanesi ile köy arasında mekik dokuduğumuz saatlerde her kafadan bir ses çıkıyordu ama kimse katliamın gerçek nedenini bilmediğini söylüyor ya da söylemek istemiyordu. Ama anlatılanlara göre iddialar çeşitli: Kimi 35 yıl öncesine uzanan bir kan davasından bahsediyor, kimi bölgede giderek büyüyen bir sektör haline gelen alabalık çiftliklerinin yarattığı rantın katliama neden olduğunu söylüyor, bazıları yıllardır çözülemeyen toprak meselesinden bahsediyor, kimi de olaya ‘kız meselesi’ diye yaklaşıyor. Nedenleri ne olursa olsun, gerçek olan şeyler de var. Birincisi bu katliam devletin verdiği silahlarla işlendi, ikincisi Bilge köyünde beş hanede artık hiç ocaklar tütmeyecek çünkü ailelerin tamamı yok edildi, üçüncüsü bu katliamı gerçekleştirenler aynı ailenin mensupları olan hala çocukları, yani kuzenler. Ve dördüncüsü de olayın en önemli iki kahramanı Sevgi ile Habip de artık yoklar. Birbirlerini seven ve aynı yastığa baş koymak isteyen iki genç, yanlarına en yakınlarını da alarak bu dünyadan ayrıldı.

11Katliamın zanlısı olarak yedisi kardeş, biri de kardeşlerden birinin çocuğu olmak üzere sekiz kişi gözaltında. Herkes olayı onların yaptığına kesin gözüyle bakıyor, katliamın tanıkları kimseyi görmediklerini söyleseler de “Onlar yapmıştır,” demekten kendilerini alamıyor, bu da adı konulmamış bir husumetin uzun bir süredir var olduğunu gösteriyor.

Sabah 09.30’da indiğimiz Mardin’de ilk durağımız Devlet Hastanesi’nin önü. Bekleyenler, bir haber almak isteyenler, ağıt yakanlar, komşular, tanıdıklar hepsi orada. Teybimizi kime uzatsak, herkes “Bilmiyorum,” diyor. Ama aralarında daha cesur olanlar da var, eniştesi Abdulvahap Çelebi’yi kaybeden İrfan Ökten onlardan biri. Ökten Çelebi ailesiyle yine aynı soyadını taşıyan saldırganlar arasında köydeki balık çiftlikleri yüzünden sorunlar yaşandığını söylüyor. Köydeki birkaç balık çiftliğinde kullanılacak suyun sırasının epey zamandır tartışma konusu olduğunu, nişan meselesinin bir sorun olmadığını dile getiriyor. İki ailenin akraba olması da zaten kan davası iddiasını ortadan kaldırıyor. Zaten bölgede yaşanan kan davalarında kadın ve çocuklar kesinlikle hedef alınmıyor, hele kan davasının mensupları bu işi göğüslerini gere gere yapmayı marifet saydıkları için, yüzlerini maskelerle kapatmış saldırganların varlığı da bu iddianın asılsız olduğunu ortaya koyuyor.

12Adalet Bakanı Sabahattin Ergin, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Tarım Bakanı Mehdi Eker ve dört Mardin milletvekilinin de geldiği devlet hastanesi önünden, hızla köye doğru yol alıyoruz. Köyün bozuk yolu, bakanların şerefine onarılmaya başlanmış. İş makinaları yüzünden hayli ağır yol alıyoruz. Ancak köye girmek ne mümkün. Köyün güvenliğini alan askerler, köyü saldırganlardan değil, basından korumak konusunda ısrarlılar. İş başa düştü deyip köyün arkasındaki patika yollardan, askerlerden gizlenerek, köye girmeyi başarıyoruz. Durdurmaya çalışan askerleri karşı en iyi tavır ise duymazdan gelmek. Köyün girişinde matem yapan kadınlar var, yaktıkları ağıtlar yürek dağlıyor. Her biri öz be öz kardeşlerini, analarını, babalarını, torunlarını, yeğenlerini, eşlerini kaybetmiş. Şimdi yapayalnızlar.

25 haneli 300 nüfuslu köyde (tabii artık nüfusu 44 eksik) yanına ilk yanına yanaştığımız kişi, Sultan Çelebi ile Ceylan Çelebi. Ceylan, beşikteki bebeğiyle bekliyor ölülerini, o saatlerde kendi evinde olduğu için kurtulmuş. Ama babası Mehdi’yi, kardeşi Emine’yi, Kenan’ı, Veysi’yi, Mehmet’i ve dört yaşındaki yeğeni Abdullah’ı kaybetmiş. Babasının arabasına bakıp yakıyor ağıdını kendi dilince: “”Babo babo bizi öksüz bıraktın, gittin, sensiz ne yaparız.” 70 yaşındaki annesi Sultan ise başın sağolsun dileklerimizi “Kimsem kalmadı, oğlum öldü, kızım öldü, torunlarım öldü. Benim nasıl başım sağolsun,” diye reddediyor.

Sonra başlıyorlar anlatmaya:

“Köyde koruculuk yapan Çelebi ailesinin bazı fertleri göreve gitmişti. Eski muhtar Cemil Çelebi’nin kızı Sevgi ile kuzeni Habip Arı nişan ve imam nikahı töreni için Çelebi ailesinin evinde toplanmıştı. Köy imamı Kazım Ozan, kıyacağı nikah öncesinde evde bulunanları namaza davet etti. Kadın ve erkekler ayrı odalara çekilip namaza durdu. Saatler 21.00’i gösteriyordu. O anda ellerinde Kaleşnikoflarla eve giren yüzleri maskeli 5-6 kişi rastgele ateş açmaya başladı. Ateş 15 dakika sürdü, ev kan gölüne dönmüştü. Bölgede çok sık yaşanan kum fırtınasından yararlanarak dışarı çıkan saldırganlar, izlerini kaybettirmek üzere hızlıca katliam yerini terk etmeye başladı. Silah seslerini duyan korucular, saldırganlara ateş ettiyse de, bu çaba pek bir işe yaramadı. Saldırıda başta gelin adayı Sevgi Çelebi, damat adayı Hapip Arı olmak üzere, yakın akrabalarından 44 kişi yaşamını yitirdi. Saldırganlar saldırıya başlamadan önce evin üstündeki trafoya ateş etmişler, böylece etrafın kapkaranlık olmasını sağlamaya çalıştılar.”

Ülkemizde yaşanan en büyük kitle katliamlarından biri olmaya aday olan Bilge katliamında, bir iddia da, olayın 10 yıl öncesine dayandığı yönünde. İddialara göre köyde 10 yıl önce yaşanan bir silahlı saldırıda Çelebi ailesinden 10 kişi hayatını kaybetti. Diğer bir iddia ise, Sevgi’nin verildiği Arı ailesinin aileyle daha önce kanlı olduğu yönünde. Ailenin saldırıyı gerçekleştiren bölümünün bu evliliğe karşı olduğu ve aile fertleri arasında 10 gün önce şiddetli bir tartışma yaşandığı da dedikodular arasında. Haberi geçmek üzere birkaç saatliğine köyden ayrıldığımızda 44 kişi için kepçelerle mezarlar kazılıyordu. Ancak en fecisi, ölen çocuklar için kazılan büyükçe toplu mezardı.

FİDAN ÇELEBİ (15):FİLM İZLEDİM KURTULDUM

19Amcamın kızıyla teyzemin oğlunun nişan töreniydi. Birbirlerini seviyorlardı, severek evleneceklerdi. Dün köye geldi damat ve ailesi. Söz kesip nişan takacaklardı. Sevgi 22 yaşındaydı. Ben sadece söz kesileceği için gitmenin gerekli olmadığını düşündüm, ama yine de biraz oyalanıp gidecektim. Sonra televizyonda güzel bir film başladı, ben de gitmekten vazgeçtim. Bir süre sonra silah seslerini duydum, hemen ışıkları kapattım. Saldırganlardan ikisini gördüm, biri evimizin üstünden ateş ediyordu, biri de merdivenin yanından. Yüzlerini göremedim, çünkü her yer karanlıktı, dışarı da çıkamıyordum çünkü çok korkuyordum. Annemi, babamı, iki ağabeyimi kaybettim. Bir ağabeyim de yoğun bakımda. Şu anda sadece bir ağabeyim yaşıyor sadece. Bu olayda gözaltına alınanların bu işi yaptı, buna inanıyorum. Silah sesleri kesildikten sonra amcamın evine gittim, herkes ölmüştü. Saldırganların bunu niye yaptıklarını bile bilmiyorum, aramızda bir düşmanlık da yoktu. Köyde hepimiz akrabayız zaten. Sevgi’nin evlenmesine karşı çıktıkları da yoktu.

 HÜLYA ÇELEBİ: ELLERİNDE KARDEŞLERİNİN KANI KURUMUŞTU

7Ben ve arkadaşım o saatlerde evde peynir yapıyorduk. Silah sesleri yükselince, nişan nedeniyle keyiften silah sıkıldığını düşündüm önce. Sonra teyzemin gelinini kocasına seslenerek “Vecdiiiiii” diye haykırdığını duydum. Yukarı çıkınca bana da ateş ettiler. Kapının arkasına koştum hemen, dört-beş kardeşim vardı evde, onların üstüne atladım kurşun gelmesin diye, onları sakinleştirmeye çalıştım. Ama amcamlara gittiğimde herkes ölmüştü. Bütün ailemi kaybettim, annem, babam, ablam benden küçük kardeşim, ninem, dört amcam, dört yengem, iki dayım ve eşleri, halam öldü. Halam hamileydi, karnına da ateş etmişlerdi. Şimdi koskoca ailede sadece dokuz kişi kaldık. Ablamı delik deşik etmişlerdi. Babamın bir gözü yoktu. Karnına baktım, sarıldım babama. Anneme baktım o da ölmüştü, küçük kardeşim de başından vurulmuştu. İki yaşındaki kardeşim iki yerinden vurulmuştu, yaralıydı, çok ağlıyordu. Allah bize bu acıyı gösterdi, umarım başka hiç kimseye göstermez. Amcamın kızına sarıldım, “Hediye neyin var,” dedim. “Hiçbir şeyim ağrımıyor” dedi ve öldü. Elimde hala dün geceden kalma kanlar var, ölen herkese sarıldım, onlara dokundum. Her şey çok kötüydü. Çok fazla yetim çocuk kaldı burada, hepsi de küçücük daha. Biz bütün köy akrabayız, evlerimiz birleşik, anlaşırız, birbirlerimizin evlerine gideriz, bilmiyorum bunu niye yaptılar. Vuranların yedisi kardeşti, bir de birinin oğlunu gözaltına almışlar. Yaralıların söylediğine göre gözaltına alanlar, saldırıyı yapan kişiler.

 ABDULLAH AKAN: HER TARAF CESETTİ

“Eve girdiğimde her taraf ceset doluydu. Önde imam ve arkasındaki erkeklerin hepsi ölmüştü. Diğer odada kadın ve çocuklar vardı. İçerisi kan gölüydü. Hayatımda böyle bir vahşet görmedim.!

HABER: MÜJGAN HALİS

FOTO:M.HALİT SOLHAN