Archive for the ‘SEVGİLİ VE ARSIZ’ Category

SEVGİLİ VE ARSIZ

16/05/2009

halitsolhan_985681415SEVGİLİ VE ARSIZ

Hamit Ölçer

Bir anda üniversitedeki bazı değerli hocalarımdan biriyle ders işliyormuşum gibi bir his uyandı içimde.Bütün bir program boyunca neredeyse tüm kalıplaşmış ezber düşünceler, yerini bir anda özgür,nerede olduğu belli olmayan ama onu hep aradığımız ve üzerinde çok şey söylenen ama galiba biraz daha yöneldiğimiz o “aşk” dediği şeye bıraktı.Edebiyatı beklide sırf bunun için vardı.Salonda herkes zevkle onu dinlediğini hissedebiliyordum.

Latife hanımın edebiyat,roman,özgürlük,şiddet ve hayata ilişkin söylem ve duruşlarından yola çıkarak postmodern bir üslubu olduğu açıktır.Diğer sanat ve bilim alanlarında olduğu gibi postmodern edebiyat üslubu da kült,bilgi dolu,bilimin neredeyse dinin yerini alacak kadar kesinlik iddiasına karşı durur.Çoğu kez bu üslubun yerine yapı-sökümcü edebiyat da denir.Ki her ne kadar postmodern bir duruşunun olduğu konusunda kesin bir şey söylemese de aslında “kendisini tanımlamak istememesi bile” zaten onun tam da bu postmodern tarafını teyit diyor.Bununla beraber gerçekliğe karşı karamsar duruşu sergilemesi ve belli bir merkeze bağlı olmadığını ima etmeye çalışması yine onun kompozisyonunun anlaşılmasındaki ipuçlarıydı.

Latife hanımın belki de en çok merak edilen tarafının,onun edebiyatının ne kadar politik olabileceğine dair söyleyecekleri idi.Salondaki hemen çoğunun aslında beklediği buydu.Zaten edebiyat dışında neredeyse her türden konunun tartışılmaya açık duruma sokulması da bunun göstergesidir.Çünkü maalesef biz edebiyattan çok şey bekliyoruz. Aslında edebiyat her şeydir diyebiliriz pekala.Ama bu ondan her şeyi istemek demek olmuyor. Evet, doğayı, kadını,erkeği yaşamı anlatır edebiyat ama ne türden bir politik duruşu sergileyeceğimize,doğayı ne kadar daha rahat yaşanılır kılacağımıza veya insanlarla olan ilişkimize ne kadar katkı sunacağımıza yardım etmez.Onun işi “idare etmek veya idarecilik değildi”.

Latife hanım, kendisinin verebileceği hiçbir şeyin olmadığını, var olanı panik duruma sokmakla, kışkırtmakla ve bir çeşit kendisini sorgulamaya çağırmakla uğraştığını ifade eder gibiydi.Edebiyatın bir bale gibi hafif,uçucu rahatlatıcı bir işlevinin (de) olabileceğini dile getirmeye çalışıyordu.Çoğumuzun beklediği türden bir aydın tanımlamasını asla kabullenemeyeceğini ve kendisinin çok ayrı bir yerde durduğunu, tarihsiciliğe karşı olduğunu anlatmaya çalıştı.Sofistike bir kadın olduğu besbelliydi zaten.

Galiba bu sefer ucuz kurtuldu.Ama gerçekten Kızıltepe’den bir Latife Tekin geçti.Tüm sahiciliği ve sevecenliği ile.

Reklamlar