Posts Tagged ‘metin aydın’

Sıtkı Türkoğlu İlköğretimde Şenlik

22/07/2009

stkSıtkı Türkoğlu İlköğretim Okulunda müzik şenliği yapıldı. Akşam yapılan yılsonu etkinliğinde, öğrenci ve öğretmenlerin katkılarıyla hazırlanmış teknoloji tasarım ve resimler, okul bahçesinin duvarlarında sergilendi.

Şenlik saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı.

Okul bünyesinde oluşturulmuş müzik korosunun türküleriyle tempo tutan izleyiciler güzel bir akşam geçirdi.stk2

Okul müdürü Ahmet Karaboğa, “Bu şenliği düzenlememizdeki gaye, hedef kitlemiz olan öğrenci ve velilerimizdi. Bir kaynaşma ruhu gelişsin, öğrenci, veli ve öğretmenlerimizle yüz yüze olalım istedik. Hepimiz akşam saat 10’a stk3kadar dolo dolu eğlendik. Şenliğimizin, bir yıllık yorgunluk ve öğrencilerimizin önündeki Seviye Belirleme Sınavı (SBS) öncesinde çok iyi moral olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Bazı okul müdürlerinin de olduğu şenlikte, veliler ve öğrenciler, okul bahçesindeki şenliğe yoğun ilgi gösterdi.

Reklamlar

M. Emin Değer İlköğretim Okulu Koridorlarında Yıl Sonu Etkinliği

22/07/2009

emd1M. Emin Değer İlköğretim Okulunda, resim, teknoloji, tasarım ve tiyatro gösterisi yapıldı. Okulun ilk günlerinden bugüne öğretmen ve öğrencilerinin birlikte hazırladıkları çalışmalar, bir hafta boyunca, okulun koridorlarında sergilenecek.

Yılsonu etkinliğine, Milli Eğitim Şube Müdürleri Şükrü Yücedağ, A.kadiremd2 Yağmur, Okul müdürleri, veliler ve öğrenciler ilgi gösterdi.

Okulun etkinlik açılışını Milli Eğitim Şube Müdürü Şükrü Yücedağ, okul müdürü Aydın Bahçıvancı’yla birlikte yaptı. Şube Müdürü Şükrü Yücedağ, “Çocuklarımızın sosyal yönleri böylesi etkinliklerle gelişiyor.” dedi.

emd3Okulun çok amaçlı salonu olmadığı halde, ikinci katta dersliklerin bulunduğu koridorlar sergi salonu, üçüncü kattaki koridorların da bir bölümü mini bir tiyatro sahnesine çevrilerek, pratik ve faydalı bir atmosferin yaratıldığı M. Emin Değer İlköğretim Okulundaki öğretmen ve öğrencilerin katkılarıyla yapılmış 200’den fazla resim, teknoloji, tasarım çalışmasına konuklar ilgi gösterdi.emd4

Okulun üçüncü katındaki koridordaki tiyatro sahnesinde, okul öğretmenlerin hazırladığı müzik dinletisiyle, öğrencilerin oynadığı dört perdelik oyunları ilgi gördü.

Düzenlenen etkinlikle ilgili görüşlerini açıklayan M. Emin Değer İlköğretim Okul emd5Müdürü Aydın Bahçıvancı, “Okullar; tüm etkinlik odalarının dersliklere dönüştürüldüğü yer olmaktan çıkarılmalı. Kütüphanesi, laboratuarı, çok amaçlı salonunun olduğu, etkinliklerin araç olduğu,  sevginin ve güler yüzlülüğün etkin kılındığı, öğrenci merkezli bir eğitim anlayışıyla, bu eğitim ve öğretim yılının bitimine doğru, öğretmen ve öğrencilerimizin emekleri takdire şayandır.” dedi.

 Haber&fotoğraf: Metin Aydın

Atık Çöplerlerden Sanat Şaheserleri

22/02/2009

Haber: Metin Aydın

getattachment1Mardin Kültür Sanat Derneği, Hayata Artı Gençlik Programı kapsamında “Atık Şaheserler” projesini yürütmeye başladı. Dernek bu projeyle, Mardin’de evsel, tıbbi ve geri dönüşümü mümkün atıkların beraber toplanıp şehrin 7 km dışında yer alan bir bölgede yakılmasından kaynaklanan çevresel sorunlara dikkat çekmek istiyor. Projeyle birlikte katı atıkların ayrışması, geri dönüşümün sağlanması ve düzenli depolamaya geçilmesi hedefleniyor. Bu amaç doğrultusunda, kentin çeşitli yerlerine atık kumbaralar yerleştirecek olan dernek, bunun yanı sıra el ilanları, broşür ve konu hakkında bilgilendirici CD’ler hazırladı. Atık Kumbaralarda 4 ay boyunca birikecek atıklar Sanat Eğitmeni Nurettin Çakmak eşliğinde, 7-11 Mayıs Tarihlerinde Mardin Müzesinde sergilenecek. Bu atıklar sanat eserlerine dönüştürülerek kentin birçok yerinde sergilenecek. Sergi sonrasında sanat eserleri Mardin’deki kamu kuruluşlarına, çeşitli sivil toplum kuruluşlarına ve yoğun olarak kullanılan parklara içerdikleri mesajlarla bırakılacak.

Sanat eğitmeni ressam Nurettin Çakmak; yaptığı bu çalışmayla ilgi olarak: “İleriki süreçte çalışmamızı diğer sitelerde uygulamak ve yerel yönetimin de çöpleri düzenli depolamaya, geri dönüşüme yönelik çalışma yapmalarını sağlamak olacak. Mardin dışında diğer illerde de çevreye dikkat çekmek amacıyla atölye çalışmaları ve ‘ATIK ŞAHESERLER’ sergisini açmak istiyoruz.”dedi.

NOT: Bu çalışmaya destek vermek isteyenler,mars-ev@hotmail.com adresi veya 2135850 nolu telefondan bilgi alabilirler.

Bir Fenomen Olarak Cemil Aydoğan

29/01/2009

imagesca5qow3h2

 

   Metin Aydın

Yıllardır tanırım Cemil Abiyi.
Severim de ne yalan.
Kısaca,`Demokrasi farklılıkların bir arada ve kendi renk ve sesiyle yasadıği bir sistem`dir.”
O sebeple, Cemil Beyin adaylik sureci, bu tektipleşen cografyayi bir renkler ve sesler bahcesine nihayetlendirecek bir damla olduğu düşüncesiyle keyifleniyorum.
Ancak…
Bu adaylık süreci, ne Ona (C.Aydoğan) oyumuzu vereceğimiz anlamına gelir, ne de kendisinin sürekli dönüşen-değişen bir fenomen olmasının getirdiği zikzakların; affedilemez bir ayıp-günah olmadığını/olamayacağı anlamına gelir.

Bunu bilmem söylemeye gerek var mı?
Yok sanırım.
Ne diyelim, bu renkli sahsiyet, bu yatağını arayan kadim topraklara, kavlince bir renk katsin temennisiyle; Hacı Cemil Beye basarılar diliyorum efendim.

Kızıltepe’de Bir Hiphop’çu: Federal mc

20/01/2009

Röportaj: Metin Aydın  

Adının (Federal mc) anlamı nedir?
Federalin en basit açılımı bağımsız. Ben federal mc`yim, yani bağımsız mc. Mc`nin açılımı ise, Microfon Control. Genelde rap sanatçılarına mc diyorlar. Asıl adım da Fırat.Federal Fırat, tek bir tornadan çıkmış, biri diğerinin benzeri yığınların arasında soluk almaya çalışan bir “yabancı”… Ve o farklı giyimi, sakalı, bize acayip gelen hiphopcu yürüyüşü, düşük bel pantolonuyla; elini kolunu, olmadı sesini, alışık olmadığımız hareketlerle (sahnede ve sahne gerisinde, bizlere farklı gelecek şekilde…), özgürce yaşayan bir “benzersiz”… Her şeyin tekdüzeleştiği, bir yaprağını dahi kıpırdamadığı, buna fırsat bulamadığı şu kahrolası kısır atmosferde; bağrış çağrış müziğini/kendini göstermeye çalışan/çabalayan bir hiphop’çu Federal Fırat, yeter de artardı bu röportajı yapmamız için. Bende tanımıyordum, birçoğunuz gibi Onu. Bu olsa olsa bizim eksikliğimizdi. Yoksa Federal ve arkadaşları pupa yelken hayallerine doğru yol alıyordu zaten. Röportajı hazırlarken Onu dinliyordum internet ortamından. Sanırım Onu anlamak için öncelikle dinlemek gerekiyordu. Federal (mc) Fırat’ı dinledikçe anladım gibi…Yaptığı işi sevdim/seveceğinizi de düşünüyorum, ne yalan. İyisi mi daha fazla uzatmadan, Federal Fırat’ın hiphop serüveniyle baş başa bırakmak sizleri.
İyi tanışmalar diliyorum Efendim.
firat2Kimdir Federal mc?
1983 Mardin Kızıltepe doğumlu. Kısıtlı olanaklara rağmen sanatını icra eden ve sınırlarını aşan biri amatör. Kayıtlarla, yurt dışındaki yarışmalarda derece alan, 2003`te 1.uluslararası hiphop festivalinde sahne alıp; Mardin`in ismini ünlü rap sanatçıların arasına yazdıran ve şu an Türkiye rap piyasasında isminden söz ettiren biri.

Müziğin hakkında bilgi verebilir misin?
Hiphop müzik yapıyorum. Asilik ön planda. Hemen hemen bütün parçalarımda bu vurgu var. Yaşadığım coğrafyanın bunda etkisi çok. Beni diğerlerinden ayıran Federal yapan bu yönüm… Yaşadıklarımı gördüklerimi kaleme alıyorum ve bunları hiphop`la, doğu motifleriyle birlikte süslüyorum.

Kişisel çalışmaların nelerdir?
11 sendeden beri raple kendi dünyamda yaşıyorum. İlk sözlerimi 1998 de yazdım ve o sadece son söz olarak kaldı. Ne yazık ki Mardin’de bana yardımcı olacak fikir verecek kimse yoktu. Benim rapçi olduğumu duyanlar ise, acı ama gerçek, alay ediyordu. Ama düşlerim vardı… Onun için kâbuslarımı yenmeliydim. Kendi olanaklarımla devam ettim. İnternet aracılığıyla, batıda ki rapçilerle diyalog kurdum. 2003 senesinde ilk sınavımı Antalya`da bir Rap party`de verdim. Sonuç beni tatmin etmişti. Aynı sene içinde hiphop festivaline davet edildim. 2004 sonlarında Almanya`da Tr rap yarışmasına katıldım. İlk 5`e girdim. Almanya`dan bir grup benle çalışmak için teklif etti. Teklifi kabul ettim ama askerlik… Askere gittim. Askerden dönünce de her şey çok değişmişti. Bende sıfırdan başladım ve kendi grubum olan Code47`yi kurdum. Grup üyeleri eskiden sadece ben ve arkadaşım Merdo`yduk. Gruba yeni üyeler Serdar ve Ahmet`i dâhil ettik. Ve Kızıltepe`de Rap partyler yaptık. Bunlar çok beğenildi. Bütün partylerimizi kendi olanaklarımla yaptım. Son konserimizde sponsor arayışına girdik Mardin`de olduğumuz için sadece arcem bilgisayar bize destek oldu. Sonra grup üyeleri okul için ayrılmak zorunda kaldı. Ben ve Serdar çalışmalarımıza devam ediyoruz. Mardin dışında Diyarbakır, Antep ve Adana`da sahne aldım. Şu an albüm çalışmalarına başladım.

Seni hiphop sanatçısı yapan koşullar nedir?
Beni hiphopçı yapan koşullar açıkça söylemek gerekirse yaşadığım coğrafya ve gördüklerimdi… Ters giden bir şeyler var ve ben bunları görüyorum… Bunları en iyi şekilde raple dile getiriyorum. Yani kısaca söylemek gerekirse, derdimi onunla anlatıyorum. Kendi insanımı ve kendi şehrimi bazen anlamakta zorlanıyorum… Bazen kızıyorum onlara, ama anlıyorum galiba… Onlar yoksun ve yoksul bırakıldı.

Hiphop`un tam olarak felsefesi nedir?
Hiphop`un genel felsefesi karşı duruş protest isyan sisteme rejime karşı baş kaldırış diyebiliriz. Benim dinlediğim gruplar, Public enemy, Getto boys bunları açıkça dile getiriyordu ama şu an ki hiphop, popüler kültüre daha yakın. Amaç para şan şöhret uyuşturucu vs. Hiphop geniş bir yelpaze… İstediğini istediğin şekilde dile getirebilirsin, bu kulvarda özgürsün.

Kızıltepe`de sana gelen tepkiler nasıl?
Alıştım galiba. Eskiden geçtiğim yerden millet dönüp bakardı… Kimi pantolonuma, kimi sakalıma takardı. Bilindik “amca abi” rolü takınıp, hemen nasihat ederlerdi. Şimdi biraz farklı anlamaya başladılar rap kimliğime… Kimi tanışmak istiyor, kimi kınıyor… Sanırım benle ilgili öğrendikleri tek şey, bu rapçi kimliğimi benimsememe saygı duyuyorlar. Sokakta, beni sahnede görenler, şarkılarımı dinleyenler “devam et” diyor artık.

Konserlere çıkıyorsun, ne diyor insanlar, nasıl karşılanıyorsun?
Kızıltepe`de 8 den fazla konser verdim. İlk konser ile son konser arasında dağlar kadar fark var. İlki heyecanlı bir sınavdı. Gençler ne yapacağımı merak ediyordu. Sahnedeydim ve karşımda kendi toplumumun gençliği vardı. Sayıları 10`u geçmiyordu. Bir tiyatro oyununu izler gibi sandalyede oturup konser süresince izlemişlerdi. O gün çok zorlandım. Konser bitip sahneden inince, yanıma gelip bana ” nasıl bu kadar hızlı okuya biliyorsun?”, “nerden öğrendin bu şarkıları?”, “sen mi yazdın” şeklinde sorular sordular. İkinci konser daha umutluydu… Üçüncü konserde ise İstanbul’daki Rap partyleri gibi renkli geçti. Gençler sahnenin önünde beni bekliyordu. Ben mikrofonu alınca çığlık attılar… O an başardığıma inandım işte. Çünkü bu görüntüyü genelde Rap sanatçılarının konserlerinde görürdüm. Sanatçı sahnedeyken hayranlar ona ulaşmak için barikatları yıkmaya çalışırlardı. Ben şarkı okurken gençler ritim tutuyordu ve eğleniyorlardı… Beni mutlu eden bir diğer olay ise, o kadar genç sahnenin önüne yığılmıştı. Kızlar erkekler hep birlikte… Konser boyunca kavga çıkmadı. Genelde düğünlerde bile kavga çıkıyorken, bizde olmadı. Hiç bir konserimde buna rastlamadım. Umarım bundan sonra da olmaz. Diğer konserlerim ise daha farklıydı. Çünkü artık gençlerin dışında orta yaşlı memurlar, öğretmenler, hatta başörtülü kızlar ve ev hanımlarını da görüyordum… Bir gün marketten alış veriş yaparken bir arkadaşımla karşılaştım. Uzun zamandır görüşmüyorduk. Hal hatır sorduktan sonra, bana şunu söyledi: “Ya bizim buraya Avustralya’dan mı ne, bir rapçi geçenlerde burada konser verdi. Adam manyak söylüyordu.” Bende bozuntuya vermeden “hadi be!” dedim. “Sende gittin mi konsere?” diye sordum ona. “Yok” dedi, “arkadaşlarım anlattı, adam kendini çok beğeniyormuş, Ceza’ya (ünlü rap sanatçısı) falan laf atmış, baya bir küfür etmiş, sen gitmedin mi? Eskiden sende uğraşırdın” dedi. Bende o kişi benim, “onun ismi Federal’di, değil mi?” dedim. İnanmadı bana. “Sen o değilsin, o yurtdışından gelmiş, çok güzel rap yapıyor.” dedi. Dedim ya, bizim insanları anlayamıyorum!

Hangi sanatçılardan etkilendin?

İlk dinlediğim rap islamic force`tu. Sonra Erci E`nin ilk solo albümünü dinledim. Etkilendiğim Türkçe rap sanatçılar bunlar. Ve batı Berlin tayfasıydı, Almanya`dan Azad`ı beğeniyorum. Yaptığı işleri takdir ediyorum. Fransa`dan Sully sefil, Mc solar. Amerika’dan Public enemy, Getto boys, 2pac Nas, Jay z. bide ja rule beğeniyorum. Etkilendiğim grup ise Public enemy.

Albümün çıkarmayı düşünüyorsun?
Evet albüm çıkarmayı düşünüyorum. Bu yönde çalışmalarım da var. Acele etmiyorum. Piyasaya sağlam bir eser vermek amacım, onun için seçiciyim.
İnsanlar sana (sesine) nasıl ulaşabilir?
İsteyenler http://www.myspace.com/federalmc47 sayfasından şarkılarımı dinleyebilirler. Bana ulaşmak isteyenlerde, e-mailimden (federalmc@gmail. com) yazabilirler.

Son olarak ilave etmek istediğin bir şey var mı?
Bana hep “neden İstanbul`a gitmiyorsun?” derler. İstanbul`da çok rahat rap yapabilirim. Bu beni zorlamaz ama ben burada bir şeyleri kanıtlamak istiyorum. Ben Mardin Kızıltepeliyim. Ve bir Kızıltepeli istediği zaman bir sanatçı olabilir, istediği zaman bir doktor olabilir, istediği zaman en zirveye çıkabilir diyorum… İstediği zaman zengin de olabilir, hatta burada Kızıltepe`de, başka yere gitmesine de gerek yok. Ben bunu başarmaya çalışıyorum sadece. Ön yargılı olmayın, gelecekte nerede olacağınıza şimdiden karar verin, çünkü ben böyle yapıyorum.

Şöminesi Olan Tek Cafe: Huner Kültür Cafe

18/01/2009

Söyleşi: Metin Aydın

Fotoğraf: Abdulvahap Tayfan

Kızıltepe’de de hayli ilgi görmeye başladığını gözlemlediğim Cafe Kültür Merkezleri üzerine Bölgemizde esaslı bir dosya hazırlamak ve tüm bu yapıların temsilcileriyle konuşmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü batıda, “Türkü Bar” olarak da akıllara yerleşen, daha çok genç, okumuş insanların uğrak yeri olmuş bu yerlerin nasıl bir boşluğu doldurduğunu ve buralarda hizmet veren kişilerin ne tür sorunlarla karşılaştığını gerçekten merak ediyordum. Bu merakın özel bir nedeni de var aslında: Yaklaşık bir yıl önce, kurucularından olduğum http://www.yen.perspektif.com sitesi adına bir kültür merkezi açmış ve bir dört ay sonra nalları havaya dikmiştik. Zar zor açtığımız Yeniperspektif Kültür Merkezimiz kapanmıştı. Galiba merkezimizi kapattığımızdan birkaç ay sonraydı, Huner ismiyle ilçemizde ilanlarını gördüm. Tarı kardeşler bu zor işin altına ellerini koymuştu. Benim yakın dostlarım da olan Ceylan, Rıdvan, Necla, Leyla kardeşler, çok emek vererek, iyi düzenledikleri yeni yerlerinde hummalı ve inançlı bir çabanın içinde harıl harıl çalıştıklarını her uğradığımda görüyordum. Ama onları görmek yetmiyordu sadece. Bu soğuk kış günlerinde, elektriğin zırt-pırt gittiği bu şirin ilçemizde, içinizi sıcaklığıyla etkileyen bölgenin belki de şöminesi olan tek mekanda çaylarınızı yudumlamak dahi kafi geldiğini düşündüğüm bu yerde, daha başka neler olduğunu da, Huner Kültür Cafe Müdiresi Ceylan Tarı söyleyecek bizlere. Şimdi Cafe’yi temsilen sorularımıza verdiği cevaplardan dinleyelim/okuyalım Huner Kültür Cafe’yi:

cafe12* Huner Kültür Cafe nasıl kuruldu? Ve bu Cafenin hedef kitlesi kimdir?

Huner kültür cafenin kuruluşu bir öncesine dayanır. Cafe açma fikrini ilk olarak ben ortaya attığımda kardeşlerimden büyük destek geldi. Daha sonra Cafeyi açmaya karar verdik. Özellikle batıdan gelen öğretmen arkadaşların bu tür yerlere aç olmaları ve bunun yanında Kızıltepe’nin genç okumuş nüfusunun olması bizi cesaretlendirdi. İlk açtığımızda hedef kitle olarak belirttiğimiz gibi öğretmen arkadaşlar geliyordu. Fakat bu bir yıl süre zarfında öğretmen ve öğrenci kitlesinin yanında tüm farklı kesimlerden kişiler gelmeye başladı. Bu bizi sevindirdi. İnsanların Kızıltepe gibi küçük bir ortamda kendi aileleriyle eş ve dostlarıyla gidip oturacakları nezih bir ortamı oluşturduğumuz için sevinçliyiz.

*Hüner Kültür Cafe’ye gelen insanların genelde tepkileri nasıl, ya da ne diye geliyorlar size?

İlk açtığımızda benim bayan olarak işletmem her ne kadar cevreden yadırganmasa da ben bunu bakışlardan anlıyordum. Fakat benim cafe işletmedeki esaslı duruşum hiçbir tepkiye yol açmadı. Hatta ilk açtığımda cafeye gelenler bana ‘ buraya kim bakıyor’ diye soruyorlardı. Ben deyince şaşkın bakışlarını gizleyemiyorlardı. Şimdi ise ilk geldiklerinde beni soruyorlar. Ayrıca benim bayan olarak işletmem büyük bir avantaj, çünkü buradaki halkın kafasında yer edinmiş olan olumsuz cafe şablonunu bir yerde yıkmış oldum. Size bir örnek vermek istiyorum. Bir sabah tesettürlü bir kız kahvaltıya gelmişti ona cafe hakkında varsa eleştirilerini sordum ve ona burayı kimin önerdiğini sordum. Aldığım cevap beni çok şaşırttı, bana, ‘babam’ dedi. Bu beni çok mutlu etti. Çünkü insanlara güven vermenin çok kolay olmadığını biliyorum.

cafe2*İleriye dönük ne söylemek istersiniz? Hüner Kültür Cafe’de neler bekliyor Kızıltepelileri?

Huner kültür cafe isminden de anlaşılacağı gibi Sanatla yoğrulmuş bir ortam hazırlama uğraşı içindedir. 21 Şubat 2009’da METİN KEMAL KAHRAMAN’ı Kızıltepe halkıyla buluşturuyoruz. Geçen sene olduğu gibi bu sene de şiir ve sinema günleri düzenlemeyi düşünmekteyiz. Satranç turnuvasını bu sene de yapıp gelenekselleştirmeyi arzu etmekteyiz.
Halen Cuma ve Cumartesi devam eden müzik programlarımıza hafta içi bir gün daha eklemeyi düşünüyoruz. Tiyatro kulübü hazırlıklarımız devam etmektedir. Bu bağlamda Kürtçe bir oyun hazırlamayı planlamaktayız. Çeşitli yazar ve sanatçıları ağırlamak için girişimlerimiz devam etmektedir.

Hüner Kültür Cafe Adresi: HASTANE CADDESİ TRAFO MERKEZİ KARŞISI
Tlf: 3121219

“Sen neyden bahsediyorsun be adam?”

08/01/2009

“Boynumuza bini bir para yaftalar asıp, önümüze setler koymanız daha nereye kadar. F. Nietzsche’nin, “beni öldürmeyen her şey güçlendirir” sözü de anlayana… Her ne kadar bir “kırkayağın” ayakları kadar olan ilgi, bizi mutlu kılsa da, nihayetinde popüler kültürün cirit attığı bir sahada, “tınmadığımızı” göremeyecek kadar kör değiliz. Çabamızı geçici bir heves, bir anlık ego tatmini olarak gören dostlarımıza(!), olsa olsa, bizi görmek istediğiniz gibi gördünüz deriz.
YANILIYORSUNUZ!
Durup biraz daha düşünemez miydiniz?
Bunu yapacak olan “sizlersiniz”. Hangi sizden mi bahsediyorum? Siz dediğimde hangi “Siz” diyen “Sen“den” bahsediyorum. “Sen mi kimsin?’’
SENİ TANIYORUM!
Ruhumu okşayan o tatlı sözlerine ilk başlarda imrenmedim desem yalan olur. Gün geldi -geç olmadı- iğrendim senden! Artık, piyasanın bir numaralı madrabazıydın. Nabza göre bol kepçeden şerbet dağıtıyordun. Haklıydın, köprünün altından çok sular geçmişti. Ama yanıldın. Çünkü “Sen” yanlış ata oynadın!
Dereyi geçerken de at değiştirilemeyeceğini bilmeliydin! Bilemedin: MAT!
***
Kurbağalar, içinde yaşadıkları kuyunun ağzı kadar algılarmış gökyüzünü. Ey Sen! Bu kör kuyuda birlikte yaşadığımız yabancılaşma “Seni” bağladığı kadar “Beni-Bizi” de bağlar. Senden şimdilik tek ricam; artık beni/bizi, arka bacaklarım(ız)dan çekiştirmeyi bırakman: Anladın mı şimdi “Seni” neden “Ben” bildiğimi. Anladığını hiç sanmam. Anlasaydın, Unutmazdın!”

***

images3Bu her halinden KIZGINLIK muhteva eden dilin-metnin üstünden bir on yıl kadar geçti.

 

O günleri yeniden düşündüğümde, gözlerimin önünden silik bir insan silueti geçiyor:

Bir adam.

Tam karşımda.

Ve elinde şu yukarıdaki yazımın buruş buruş olduğu Perspektif Dergisi.(bugün artık haftalık okuru 50 bine yaklaşan, internet üzeri yayın yapan Yeniperspektif’in kâğıt hali.)

Artık tip tip bakıyordu bana.

Yanıma yaklaştı.

Sorgusuz sualsiz, “Sen benden mi bahsediyorsun?” dedi.

Bende, “sizin o yazıdan ne anladığınıza bağlı” deyiverdim.

Evet, ne anladıysanız o!..

Bir insan neden böyle bir soru sorar peki?

İşte bu soru kocaman bir soru işareti olarak kafamın içinde tepiniyor hala.

Ve hep aynı soruyla bir şekilde karşılaşıp, neden aynı cevabi nakaratı tekrarlamak sorunda kalırsınız?

Pek hoş olmasa gerek bu bayatlayan sığ diyalog.

Ancak nedense bu “terslik” hep böyle sürmede.

Ne demeli, iyisi mi bu arkadaşlara bir iyilik daha yapmalı.

De haydi varsın buyursun bu bayatlamış soruların müdavimleri!..

İşte size bir sote bir vuruş için bir altın fırsat daha:

Hadi “sen neyden bahsediyorsun be adam?” deyin gene.

El cevap:

Size ne gözüm, size ne!

biblohayat@hotmail.com

VİRA KIZILTEPE AJANS !

04/01/2009

Saliha Sertkaya bir e-mail yollamış. Orada, şimdi aşağıya alacağım o çarpıcı meseli sizlerle paylaşarak, haber sitemizin start alışını kutlamak istedim. Vira kiziltepe ajansi

GELİNCİK

Uzaklarda bir köyde, çocuğu doğmadan kocası ölmüş, tek başına yaşayan hamile kadın kendisine arkadaş olması için dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da  geçen süre zarfı içinde epeyce evcilleşmişti. Birkaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına kadın tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır.
Günler geçer, kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak zorunda kalır ve çocuğunu ise evde bırakır. Aradan biraz zaman geçer, anne eve gelir ve gelinciği ağzı kanlı karşısında görür. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvanı. Tam o sırada odadan bir bebek sesi duyulur.Anne odaya yönelir……ve odada beşiği, beşiğin içinde bebeği ve bebeğin yanında parçalanmış yılanı görür……………………………………………

Metin Aydın

NOT: Einstein!’in  söylediği bir söz vardır:İNSANLARDAKİ ÖNYARGIYI PARÇALAMAK BENİM ATOMU PARÇALAMAMDAN DAHA ZOR. Ön yargının olmadığı  en güzel günler sizlerin olsun….