Posts Tagged ‘mehmet halit solhan’

BOMBA İHBARI YAPILAN UÇAK MARDİN HAVAALANINA İNDİ

07/12/2009

Ankara da bomba ihbarı yapılan Uçak Mardin Havaalanına indi.

Ankara Mardin seferi için Ankara Esenboğa havaalanında uçuşa hazırlanan Anadolu jet’ e ait TK 949 sefer sayılı Muğla uçağına yapılan bomba ihbarı üzerine uçakta yapılan aramalarda ihbarın asılsız olduğu tespit edildi.

Uçakta Mardin Belediyesi’nin 27-28 Haziran Tarihleri arasında düzenleyeceği sempozyuma katılma amacıyla Yargıtay onursal başkanı prof. Sami Selçuk ve Mardin Artuklu üniversitesi rektörü prof.dr. Serdar Bedii Omay’ın da bulunuyordu.

Yapılan bomba ihbarı üzerine Ankara Esenboğa havaalanında yolcular uçaktan tahliye edilerek uçakta arama yapıldı,yapılan aramalarda herhangi yabancı bir maddeye rastlanmayan uçağa yolcular tekrar uçağa alındı.

1 saat rötarla Mardin havaalanına gelen uçaktan inen Yargıtay onursal başkanı prof. Sami Selçuk, bomba ihbarı ile görüşünü soran basın mensuplarına insanlar yaşar,doğar ve ölürler, panik yaşamam için bir sebep yok diye açıklamada bulunurken, Mardin Artuklu üniversitesi rektörü prof.dr. Serdar Bedii Omay’da yaptığı açıklama da bazı yolcular panik yaşasa da herhangi bir sorun yaşanmadan aramalardan sonra yerimizi alıp havalandık.dedi.

Mardin Havaalanında da uçağın inişi beklenirken yoğun tedbirler alındığı dikkatlerden kaçmadı.

KARAR HUKUKİ SKANDALDIR

18/11/2009

Yargıtay, 2004 yılında Kızıltepe’de 12 yaşındaki Uğur kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz’ın polisler tarafından öldürülmesini, “meşru müdafaa” sınırları içinde saydı. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, “terörist ihbarı” üzerine yapılan baskında, baba-oğulu “yasal sınırları aşarak öldürdükleri” iddiasıyla yargılanan 4 polis hakkındaki beraat kararını onayladı.

Haber-fotoğraf:Mehmet Halit Solhan

21 kasım 2004 yılında Turgut özal mahallesinde meydana gelen olayda Baba oğul, Uğur kaymaz ve Ahmet Kaymaz (31) evlerinin dışında açılan ateş sonucu olay yerinde ölmüş, Mardin Valiliği, İki terörist ölü olarak ele geçirildi. Açıklaması yapmıştı. Uğur’a sırtından 9 kurşun, Babasına da 4 kurşun isabet etmişti.

Polisin “yanlış ihbar ve istihbarat üzerine yargısız infaz yaptığı” iddiaları kamuoyunda yaygınlaşınca, operasyonda silah kullanan polis memurlarından Mehmet Karaca, Yaşefettin Açıksöz, Seydi Ahmet Töngel ve Salih Ayaz hakkında, Mardin Ağır Ceza Mahkemesi’nde “meşru müdafaa sınırlarını aşarak faili belli olmayacak şekilde adam öldürmek” ten 12’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Dava, güvenlik gerekçesiyle Eskişehir Ağır Ceza’ya gönderildi.

Eskişehir’deki yargılamalarda ise, Sanık polis memurları, Ahmet ve Uğur Kaymaz’ ın evinde silahlar bulunduğunu, bu silahların daha önce 4 polis memurunun yaralandığı başka bir çatışmada kullanıldığını ileri sürdüler. Ve eylem hazırlığı içinde olduğu bilgisine ulaştıklarını savundular. Kaymaz ailesinin avukatları ise Adli Tıp Kurumu’nun raporunun dikkate alınmasını istediler. Adli Tıp raporunda, yaşının büyük olduğu öne sürülen Uğur için “12 yaşında, 1.60 boylarında orta yapıda bir erkek çocuğu” deniliyor ve “Sırtında 9 kurşun yarası olan bu yaştaki çocuğun ateş açmasının mümkün olmadığı” belirtiliyordu. Polisler de, “ellerinde barut izi var” iddiasını ortaya attı. Adli Tıp yine rapor verdi: “Bu durum çatışma kanıtı olmayabilir.” Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi, 14’üncü duruşmanın sonunda, sanık polislerin yasal sınırları aşmadıkları sonucuna vardı ve beraat kararı verdi. Temyiz üzerine dosya, Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi yaptığı inceleme sonunda, sanık polislerin beraat kararını onayladı.

Yargıtay’ın kararında, “Sanık polis memurlarının eyleminin meşru müdafaa sınırları içinde kaldığı, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bu nedenle yerel mahkemenin verdiği beraat kararının yasaya uygun olduğu” belirtildi.

Yargıtay 1. ceza dairesinin kararı sonrasında Kaymaz ailesi yaşanan olayın hukuk skandalı olduğunu belirtip AİHM e gideceklerini açıkladılar.

Mahkemenin beraat kararının temyiz edilmesi üzerine görüşlerini açıklayan Uğur kaymaz’ın annesi Makbule Kaymaz, “Eşim ve çocuğum suçsuz yere öldürürdüler ve onları öldürenler hapse girmediler, ceza yemediler, bu nasıl adalettir,” derken Uğur Kaymaz’ın amcası Reşat Kaymaz da,” Biz Yargılamanın Türkiye’deki hukuki sureç içinde çözülmesini bekledik, ancak bu karar ile beraber bir hukuk skandalı yaşanmıştır, avukatlarımızın sunduğu tüm delilleri hiçe sayıp, böyle bir karar alındı, bu ikinci bir infaz kararıdır, davayı Avrupa insan Hakları Mahkemesine taşıyıp, hakkımızı orada arıyacağız.” Dedi.

ROJİN VE MARDİN KOROSU FİNALDE

18/11/2009

Korolar Çarpışıyor, adlı yarışmada Mardin adına yarışan sanatçı Rojin ve Korosu Finallere kaldı.

Finallerin 6. haftasında son üçe kalan Malatya ve Trabzon korolarıyla yarışan Rojin ve Mardin korosu, şimdiye kadar yarışmadaki en yüksek yüzdeyle birinci olarak finale çıktı.

Kazanan ile okul yapılması amaçlanan yarışmada gönderilen sms lerin % 54’ünü alan Rojin ve Mardin korosu, yarışmada Hejayı ve Saza niye gelmedin şarkılarını seslendirdiler.

Geçen beş haftada ilk hafta 1.sonraki 3 haftada 2 olan Mardin Korosu geçen hafta yarışmayı 3. olarak tamamlamıştı.

Bu haftaya sıkı bir çalışmayla hazırlanan Rojin ve Mardin Korosu başarılı bir performans gösterdiği bu haftaki yarışmada birinci olurken ikinciliği Kutsi ve Malatya korosu alırken, Öykü ve Berk ile Trabzon Korosu elenerek final şansını  kaybetti.

Hafta’ya Mardin ve Malatya Koroları Okulu illerine yaptırmak için Finalde çarpışacaklar.

Mardin Korosunu desteklemek isteyenler hafta boyunca ve yarışma bitimine kadar Rojin yazıp 2950 mesaj gönderebilirler

KATLİAMIN ARDINDAN BİLGE KÖY

18/11/2009

Anneler Günü Bilge köyünde belki daha önce hiç kutlanmamıştı. Bundan sonra da kutlamak isteseler de, çiçek götürecekleri, ellerini öpecekleri ve “İyi ki varsın,” diyecekleri anneleri yok

 

MÜJGAN HALİS &M.HALİT SOLHAN

 Aralarından 43’ü hem annesini hem babasını, 14’ü annesini, 4’ü de babasını yitirdi. Ve onlar şimdi annesizliğin babasızlığın acısını psikolog denetiminde atlatmaya çalışıyor. Anneler Günü vesilesiyle Bilge köyündeyiz.

Oralarda Anneler Günü’nü kutlamak gibi bir geleneğin olmadığını biliyoruz ama yine de annesizliğin acısını yaşayan çocukların acılarına tanıklık etmek istiyoruz. Köyde ilk karşılaştığımız çocuklar amcasını ve yengesini kaybeden Abdullah (10), Baran (7) ile Vesile (8). Katliamın yaşandığı gece kendi evlerinde oldukları için şimdi yaşıyorlar. Yanlarında Diyarbakır’dan gelen ve Çelebi ailesinin yeğenleri olan Vesile (7), Devran’la köyün girişindeki mera alanından topladıkları papatyalarla anneler gününü kutlamak için mezarlıktalar. Yaşananların trajikliğinin farkında değiller çocukça. Onlar için her şey oyun. O yüzden o geceye dair rahatça konuşuyorlar. Ama en çocukça cümleyi Baran kuruyor: “Hepsini gördüm, duvara yaslanmışlardı, sanki yatıyor gibiydiler. Yengemin karnında bebek vardı, o da öldü.” Kurdukları cümlelerin rahatlığına şaşırmıyoruz. Ne de olsa korucu babalarının kaleşnikoflarını oyuncak niyetine kurcalayan, dağlardan yükselen çatışma sesleriyle büyüyen ve şiddeti bütün doğallığıyla içselleştiren çocuklar. Abdullah’ı, Baran’ı, iki Vesile’yi ve Devran’ı çocuk gülüşleriyle mezarlığa uğurluyoruz ve köyün diğer çocuklarıyla ilgilenen iki psikologa Meltem Kılıç ve Nedret Üsten’e kulak veriyoruz.

Mardin Valiliği’nin medyada çıkan haberler nedeniyle köye girişi yasaklaması nedeniyle, psikologların medyanın gözü kulağı durumda. Türk Kızılayı ve Psikologlar Derneği’nin görevlendirdiği 30 psikologun arasında yer alan Kılıç ve Üsten, çocukların ilk gün çizdikleri karanlık resimlerin yerini, daha renkli resimlerin aldığını söylüyor: “Gelecek, umut, aile gibi kavramlara dair içinde vahşetin olmadığı, daha sakin, olağan resimler çiziyolar.” Doğuda anneler günü gibi özel günlerin, batıdaki gibi kutlanmadığını hatta bilinmediğini söylüyorlar ve bu yüzden de çocuklara annesizliği bir daha yaşatmamak için özel bir kutlamaya gerek görmemişler. Terapilerde katliamı unutturmak gibi bir çabalarının olmadığını, tam tersine bu gerçekle hayatın nasıl devam edeceğine dair bir program izlediklerini belirtiyorlar. Zaten çocuklar da o günü o kadar doğal anlatıyorlar ki: “Zaten annelerine, dayılarına, yengelerine biliyorlar. Bütün hikayeleri biz herhangi bir şey sormadan çok büyük bir rahatlıkla anlatıyorlar. Yaşlarına göre inanılmaz derecede olgunlar ve bunun yanında yaşıyorlar, bunu unutma gibi bir durum yok.” diyen uzman Psikologlar rehabilitasyon çalışmasının sadece çocuklara uygulanmadığını aynı zamanda büyüklere de psikolojik destek verildiğini açıkladılar.

 

Bilge köyünde yaşanan olayların üzerinden nerdeyse bir hafta geçmesine rağmen köye taziye ziyaretlerinin ardı arkası kesilmiyor.

Pazar günü olması nedeniyle bugün köye taziye ziyeretine gelenlerde artış olduğu gözlenirken, araçlar gruplar halinde köye giriş çıkışlar yapıyor, köydeki olağan üstü güvenlik önlemleri hala devam etmekte.

Sabah saatlerinden sonra Anneler günü sorularına muhatap kalıp acılarının yenilenmemesi amacıyla psikologların isteği doğrultusunda Mardin valiliğinin talimatıyla basın mensupları köye alınmazken, Olayı ilk günden tüm yönleriyle kamuoyuna duyurmaya çalışan ve önemli konu ve konuklarla bilge köyünden canlı yayınlar yapan Basın mensupları da adete köyün girişinde kamp kurmuş vaziyetteler.canlı yayın araçları ve köye yönelmiş kameraları ile adete nöbet vaziyetindeler.

Katliam akşamında hayatını kaybedenlerin yakınları aralıklarla mezarlıklara gelip dualar okurken, bazı kadınların ağıtları gökyüzüne yükselmeğe devam ediyor.

Bu arada olayla ilgili olarak gözaltına alındıktan sonra mahkeme tarafından tutuklanma kararı verilen 12 kişi, can güvenliği gerekçesiyle yoğun güvenlik önlemleri tedbirleri arasında Gaziantep cezaevine nakledildiği açıklandı.

 

14 MART TIP BAYRAMI

14/03/2009

tipBugün 14 mart TIP bayramıKızıltepe ajansı olarak tüm sağlık emekçilerinin bayaramını kutlarız.

Tıp bayramı ne zaman doğdu neden kutlanır işte yanıtı : “Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire” adlı tıp okulunun açılış tarihi olan 14 Mart 1827, ülkemizde modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul ediliyor.

14 mart Tıp Bayramı, ilk kez, 1. Dünya savaşı sonunda, İstanbul’un işgal edildiği günlerde, yabancı işgal kuvvetlerine karşı tıp öğrencilerinin bir tepkisi olarak 1919 yılında kutlandı. Günümüze kadar gelen bu 14 Mart kutlamaları, artık içinde bulunduğu haftayı da kapsayacak şekilde, “Sağlık Haftası” olarak kutlanıyor.
Tıbbın ilk insanla birlikte başladığı söylense de, genelde kabul görmüş olan ilk tıp büyüğü Aesculapius’dur. Kendisinden ilk kez İlyada’da Homeros bahsetmiştir: “Çağır Asklepios oğlunu, kusursuz hekimi” demektedir. Önce Zeus’un gazabıyla yıldırım çarpmasıyla öldürülen Asklepios daha sonra yine Zeus tarafından tıp tanrısı olarak ilan edilir. Tıp amblemlerinde yer eden, temeli doğu kültürüne dayanan ve tarihi M.Ö. 3000′ lere uzanan yılan figürü de, Asklepios ve O’nun asası ile bütünleşmiştir. Hatta Asklepios sözcüğünün grekçe “Askalabos” sözcüğünden geldiği söylenir ki, bu da yılan anlamına gelir. Ve Asklepios’un şifa veren gücünü yılandan aldığı, halkın da adaklarını Asklepios’a değil de bu yılana sunduğu söylenir. Öyle ya da böyle, yılanlı asası ile Asklepios tıp tarihinin önemli dönemeçlerinden birini tutan bir sembol olarak yerini almıştır.
Mitolojiden öte, yaşadığı kesin olarak bilinen ve hizmetleri sonucu tıbbın babası olarak kabul gören ise Hippocrates olmuştur. M.Ö. 460-450 yılları arasında Kos adasında doğan ve babası da doktor olan Hipokrat’ın tıbba katkıları ve getirdiği felsefe dünya tıp çevrelerince hâlâ kabul görür ve bu sebeple birçok ülkede hekimler mezun olurken “Hipokrat Andı” adı altında meslek yemini ederler.

Tarihçe

14 Mart 1807 ‘de, II. Mahmut döneminde, Hekimbaşı Mustafa Behçet’ in önerisiyle ilk cerrahhanenin, Şehzadebaşı’ daki Tulumbacıbaşı Konağı’nda Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla kurulması, Türkiye’de modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilir. Okulun kuruluş günü olan 14 Mart “Tıp Bayramı” olarak kutlanmaktadır.

İlk kutlama, 1919 yılının 14 Mart’ında işgal altındaki İstanbul’da gerçekleşmiştir. O gün, tıbbiye 3. sınıf öğrencisi Hikmet Boran’ın önderliğinde, tıp okulu öğrencileri işgali protesto için toplanmış ve onlara devrin ünlü doktorları da destek vermişti. Böylece tıp bayramı, tıp mesleği mensuplarının yurt savunma hareketi olarak başlamıştır.

1929-1937 yılları arasında 12 Mayıs günü Tıp Bayramı olarak kutlandı. Bu tarih, Bursa’daki Yıldırım Darüşşifası’ nda ilk Türkçe tıp derslerinin başladığı tarih olarak kabul edildiği için Tıp Bayramı yapıldı. Ancak zamanla bu uygulamadan vazgeçildi ve yeniden 14 Mart Tıp Bayramı oldu.

1976 ‘dan beri sadece 14 Mart günü değil, 14 Mart’ı içine alan hafta boyunca kutlama yapılmakta ve bu hafta Tıp Haftası olarak kabul edilmektedir

BAMBAŞKA BİR DÜNYA YARATIRMIŞ

12/03/2009

resim-0091Kızıltepe’de açılan Onur sinemalarının gösterime girmesi nedeniyle sinema’ya bir ziyaret gerçekleştiren ilçe Kaymakamı Osman Tunç böyle bir ortamı yaratanları tebrik ediyorum dedi.

Sinemanın ilk gösterimi nedeniyle yapılan davet üzerine Onur sinemlarına gelen Kaymakam Osman Tunç, bir süre sinema sahipleriyle sohbet ettikten sonra sinemayı gezip yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı.

resim-008Uzun yıllar sonra Kızıltepenin tekrar sinemaya kavuşmasıyla ilgili olarak ajansımıza görüşlerini aktaran Tunç ”Kızıltepenin böyle bir sosyal ve kültürel yere ihtiyacı vardı, arkadaşlarımız çok güzel bir  ortam yaratmışlar, Dışarda çamurun içinden geçip içeri girildiğinde bambaşka bir dünya ile karşılaşıyor insan, Arkadaşlarımızın çok büyük bir iş başardıkları görüyoruz, Kızıltepenin böyle sosyal alanlara ihtiyacı var,benemeği geçen herkesi tebrik ediyorum ve başarılar diliyorum dedi.

KIZILTEPE’DE GÜNEŞİ GÖRDÜ

12/03/2009

resim-003Yaklaşık bir yıldır hazırlığı yapılan sinema, çalışmaların tamamlanmasıyla bugün ilk gösterimine başladı.

Uzun bir zamandır Kızıltepe de dönmeyen film makaraları bugün Mahsum Kırmızıgül’un filmi GÜNEŞİ GÖRDÜM Filmi ile dönmeye başladı. İlçede yapımı tamamlanan ONUR sinamaları bugün sinema severlere merhaba dedi.

resim-010Türkiye ile aynı anda vizyona giren Güneşi Gördüm filmiyle sinema severlere hizmete başlayan Onur sinemaları sobacılar çarşısında 3 film gösterim salonu, bekleme salonu ve kafetelyası ile Kızıltepe halkına hizmet verecek, sinema severler Türkideki tüm sinemalarla aynı anda vizyona giren fimleri izleyebilecek. İlk seansı sabah saat 11’de son seansı ise akşam 21.25′ te olacak ve 2 saatte bir film gösterimi devam edecek. Bilet fiyatları ise tam 6 TL ye Öğrenci ve Öğretmenler için 5 TL olacak

Piyasalar da peynir ekmek gibi satılmakta olan korsan cd ve dvd’lerin ve ekonomik krize rağmen 3 cesur girişimci sayesinde Kızıltepe tekrar sinemaya kavuştu.Kızıltepe’ye sosyal ve kültürel dstekte bulunmak için yola çıkan girişimciler

Ümran Kasap, Yahya Kasap ve Faysal Sun, bundan sonrası halkın bu oluşumu vereceğe desteğe bağlı olarakçalışmalarımıza yönverceğiz. diyerek Kızıltepe’lilerin bu olaya sahiplenmesini istediler.

HABER: M.Halit Solhan

MARDİN VALİSİ DURUER SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİ DİNLEDİ

12/03/2009

sivil2Mardin Valisi Hasan Duruer Kızıltepe Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret etti.

Ticaret ve sanayi odasındaki toplantı da Kızıltepe’de bulunan oda başkanları ve Sivil toplum kuruluşları da hazır bulundu.

Sivil toplum kuruluşları adına Ticaret Borsası yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin hükümetin GAP eylem planını uygulamaya konulmasını memnuniyetle karşıladıklarını söyledi

Tarım, eğitim, sağlık, nakliye ve ticaret olmak üzere Mardin’in çeşitli sorunlarını dile getiren Şahin, “sulamada kullanılan enerji faturalarının faizlerinin silinmesi ile hacizli durumda bulunan çiftçilerin sorunlarına bir çözüm bulunmasını, Nakliye sektörü ve komşu ülkelerle olan ticaret ile müstakil çalışan esnaflarımızın sorunlarının çözümü konusunda gerekli adımların atılmasını bekliyoruz.” dedi. Şahin Şenyurt kapısının sınır ticaretine açılması durumunda şenyurt beldesiyle beraber Kızıltepe’nınde sosyal ve ekonomik açıdan katkı sağlayacağını açıkladı.

Mardin Valisi Duruer, Şanlıurfa’yı örnek göstererek, “Mardin, büyüklüğünün farkında değil. Suriye ve Irak bizim için büyük bir fırsat. Zaten kültür olarak birbirimize çok yakınız. Alevisi ile Sünnisi ile Türkü ile Kürdü ile Arabı ile Çerkezi ile hep beraber yıllardır aynı kültürü paylaşmış bir milletiz.” diye konuştu.

Toplantıya Sanayi ve ticaret odası başkanı Mahmut Dundar, Ticaret borsası Başkanı Mehmet Şahin, Esnaf ve sanatkarlar odası başkanı Zeynettin Ayav, :Ziraat odası başkanı Bedirhan Dinler, Şöförler ve Otomobilciler odası başkanı Bedran Şahin, Esnaf ve Sanatkarlar kefalet kooperatifi başkanı İsa Tunç, Demir doğramacılar odası başkanı Sait Karaoğlu,işadamı Süleyman Akdağ ve Sanayici Alaattin Çetin katıldı.

Haber: Mehmet Halit Solhan

VALİ DURUER KIZILTEPE’Yİ ZİYARET ETTİ

12/03/2009

mvaliMardin valisi Hasan Duruer, İnceleme ve ziyaretler de  bulunmak üzere Kızıltepe’ye geldi.

Hükümet konağı bahçesinde İlçe kaymakamı Osman Tunç ,Garnizon komutanı kurmay kıdemli albay Mehmet Karadayı, Belediye başkanı Cihan Sincar, Cumhuriyet baş savcısı Mehmet Aslantaş, ilçe emniyet müdürü Hakan Halit Avcılar, İlçe jandarma komutanı Alaattin Katı ve ilçe de bulunan kurum müdürleri tarafından karşılandı.

Kaymakamlık makamında ilçe sorunlarının görüşüldüğü toplantıda Mardin valisi Hasan Duruer yaptığı konuşmada Türkiye’nin başlıca sorununun eğitim olduğunu,cehaletin ancak eğitimle aşabileceğini,bu nedenle Mardin genelinde olduğu gibi Kızıltepe’de de çok sayıda dersliğe ihtiyaç duyurmasına rağmen yer sıkıntısından dolayı sorun yaşandığını açıkladı; okul açığını gidermek için gerekirse özel idare bütçesinin büyük bir bölümünü eğitime ayıracaz, Kızıltepe ye 40 derslik yapmayı planlıyoruz, hayırsever vatandaşlardan ve aynı zaman da belediye’den arsa konusunda destek bekliyoruz, diyen vali Duruer arsa bulunan yerlere hemen okul yapımına başlanacağı ve en kısa sürede eğitime kazandırılacağını açıkladıktan daha sonra ilçe sorunları hakkında bilgi aldı ve sıkıntıların giderilmesi için tüm kurumların işbirliği ile sorunların asgariye inmesi için çaba harcanağını açıkladı.

Toplatıda söz alan daire amirleri çalışmaları hakkında bilgi verip yaşadıkları sorun ve sıkıntıları dile getirdiler.

Kaymakamlıktaki toplantının ardından ilçe hakkında bilgi edinme amaçlı kurum ziyaretleri gerçekleştiren Mardin  valisi Hasan Duruer, ilçe kaymakamı Osman Tunç, emniyet müdürü Hakan Halit Avcılar, kaymakamlık yazı işleri müdürü Ramazan Uygur, milli eğitim müdürü M.Sıraç Atan, Halk eğitim müdürü M.Bedii Demir ve basın mensupları eşliğinde sırasıyla Şahkullubey kumbeti ve ardından ilçe müftüsü Cahit Erhun eşliğinde ulu camiinde incelerlerde bulunup tarihi camii hakkında bilgi aldı, Sıtkı Türkoğlu ilköğretim okulunda Okul müdürü Ahmet Karaboğa ve öğrenciler tarafından çiçeklerle karşılanan vali Duruer ve beraberindekiler burada okul ve eğitim hakkında bilgi aldıktan sonra çocuklarla  bir süre sohbet edip bol kitap okumaları tavsiyesinde bulundu.

Kızıltepe belediyesine geçen Mardin valisi Duruer, Kızıltepe kaymakamı Tunç ve beraberindeki heyet burada Belediye başkanı Cihan Sincar tarafından karşılandı, belediye başkanlığı makamında gerçekleşen sohbet toplantısında ilçe sorunları görüşürdü.

Belediye ziyareti ardından Adalet sarayına geçen heyet burada da Cumhuriyet başsavcısı Mehmet Aslantaş tarafından karşılandı,Başsavcı makamında gerçekleşen ziyaretin ardından 4.hudut alay komutanlığına geçen heyet burada da Garnizon komutanı Mehmet Karadayı ve komutanlar tarafından karşılandı,burada şeref defterinin imzalanmasının ardında gerçekleşen görüşmenden sonra 4.hudut alayından ayrılan Mardin valisi ve beraberindekiler, son olarak tüm oda başkanlarının hazır bulunduğu Ticaret ve sanayi odası ziyaret edildi.

Buradaki ziyarette oda başkanları adına Ticaret borsası başkanı Mehmet Şahin tarafından ilçe sorunları hakkında bir brifing verildi.

 

Haber : Mehmet Halit Solhan